Ana içeriğe atla

FİLM ARŞİVİ DEVAM SERİSİ


Sizlerle tekrar bir araya geldiğimiz için çok mutluyum.
Ayrıca bu kadar aradan sonra atmayı en çok özlediğim post'un film arşivi olduğunu fark ettim.


Son günlerde yaşanan olaylardan dolayı eminim ne film izleyebildiniz, ne tatil yapmak aklınızdan geçti ne de iş yerlerinizde verimli günler geçirebildiniz. Biliyorum.

Toparlanıyoruz, yenilenileniyor en önemlisi devam ediyoruz.


Şimdi ilk 2 film, korku sevenlere gelsin.




KORKU SEANSI 2 / THE CONJURING 2






10 Haziran 2016
2016 - ABD
Gerilim ,  Korku
133 Dak.
James Wan ,  David Johnson ,  Chad Hayes ,  Carey Hayes
,  
The Conjuring 2: The Enfield Poltergeist

Filmin yönetmeni James Van ise ben varım!.

Derler ya zühtünü ispatladı diye. Testere serisi ile tam olarak bunu yaptı.
Korku seansı serisi de kendi kategorisinde oldukça başarılı .


James Van filmlerinin arasında en sevdiğin hangisi diye sorarsanız, kesinlikle Ruhlar Bölgesi /Insidious.


LANETLİ ÇOCUK / THE BOY



17 Haziran 2016
2016 - ABD
Gerilim
97 Dak.
Stacey Menear
The Inhabitant

Zaman geçirmek için açtığım filmi beğenerek kapattım. Film başladığı andan itibaren gizem sizi sarıyor. Tüm filmi diken üzerinde izliyorsunuz.




ÖLÜMCÜL OYUN / ICH SEH ICH SEH




2014 - Avusturya
Dram ,  Korku
99 Dak.
Goodnight Mommy


Tür olarak Korku filmi olsa da bana kalırsa tam bir gerilim . O yüzden korku olarak adlandırmayacağım.

Film de bir insanın nasıl katile dönüştüğünü anlatıyor bana kalırsa.
İzledikten sonra en az bir hafta film hakkında düşünürken bulacaksınız kendinizi.


*Film seçimlerimle içinizi nasıl gerileme sürüklemişim belli değil. Katletmişim sayfamı. :)
Son film ile bu durumu dengelemem gerekiyor.



BENİM KOMŞUM BİR MELEK / ST. VINCENT


2014 - ABD
Dram ,   Komedi
102 Dak.
Theodore Melfi
,  
St. Vincent de Van Nuys







Yorumlar

  1. Benim Komşum Bir Melek dilmini izlemeye karar verdim. Uzun zamandır kimsenin hiçbirşyi yapası gelmiyor gerçekten :(

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlk çekilişi baş-la-tı-yo-rum..

Şunun sevimliliğini görüyor musunuz? Bu tatlı mı tatlı panda ile birlikte mutlulukla  ilk çekilişimi başlatıyoruzzzz.. . Kaç tane çekilişe katıldım vallahi sayamadım. Hiç birini kazanamadım. Ama çekilişin açıklanacağı anı beklemek ve açıklanan isme bakmak epey heyecanlı oluyor. Kazanamamış olsam bile ben bu heyecanı seviyorum. Sizler için yeni bir heyecan başlatıyorum aslında bu süreçte ben daha çok heyecanlı olucam, biliyorum. Mazur görün. Tekrar belirteyim, anket sonucuna göre seçtim hediyeleri. Katılım için de ayrıca teşekkür ederim herkese. Heranyegane'nin ilk çekilişi!! Bence katılın millet. Heranyegane ismini nasıl bulduğumu da anlatıcam sizlere. Arada böyle sohbet yazıları yazıyorum ya onların arasına sıkıştıracağım. HEDİYELER Görsellerini de bu şekilde eklemiş oldum. Umarım kazanan kişi severek okur ve kitabını okurken mum odasına hoş bir hava katar.  * Ayrıca çekilişime minik bir kozmetik kutusu ekleyeceğim. Herkesin gönlü ol...

ZAYIFLAMANIN EN KOLAY YOLLARI

Biz kızlar hayatımızın belki de %80'inde diyetteyiz öyle değil mi? Aslında diyet yapmadan sadece ufak detaylara dikkat ederek zayıflamak ve zayıf kalmak mümkün  Önce sağlığımız için sonra fazla kilolardan kurtulmak için - fast food'u - minimum a indirmek önemli! o çok sevdiğimiz cipsler, asitli ve çok şekerli içecekler... önce minimuma iniyor. sonra vedalaşıyoruz. 2. kural ise ben su içemiyorum demek yok! bol bol su içeceğiz. Vücudumuzu içeriden de temizlememiz gerekiyor. Su içmek metabolizmamızı da hızlandıracak günde 2-3 litre tüketmemiz gerekiyor. *Suyunuzun içine limon, tarçın, elma katarak içimini kolay hale de getirebilirsiniz. Ayrıca yeşil çay da içerek metabolizma hızınızı arttırabilirsiniz. Gelelim yaptığımız diğer basit bir hataya; hızlı yemek yemek ve çiğnemeden lokmaları yutmak. -Fark etmeden çok hızlı yemek yiyoruz. Onun yerine tatlı tatlı çiğneyerek, yemeğin tadını alarak yemek yersek midemiz mutlu olur ve yediklerimizin sindirimi daha kolay olacağın...

Gerçek buz gibi*

"....Duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi? Bizden yeni ayrılmış dostlarımızı ne kadar severiz, değil mi? Ağızları toprakla dolup hiç konuşmaz olmuş hocalarımıza ne kadar hayranızdır! Saygı o zaman çok doğal olarak gelir, belki de tüm yaşamları boyunca bizden bekledikleri o saygı. Ama biliyor musunuz niçin ölülere karşı hep dürüst ve daha cömertizdir? Nedeni basittir! Onlara karşı bir yükümlülüğümüz yoktur. Özgür bırakır bizi onlar, zamanımızı rahatça kullanabiliriz, saygıyı boş zamanlarımızda kokteylle sevimli bir metres arasına koyabiliriz. Bizi bir şeye yükümlü kılarlarsa, belleğe yükümlü kılar onlar, bizimse belleğimiz zayıftır. dostlarımızda sevdiğimiz, taze ölüdür, acılı ölü, heyecanımız, eninde sonunda kendimizdir! "  Bu satırlarında acımasız gerçeği buz gibi yüzümüze vurmuş Albert CAMUS - Düşüş adlı eserinde. Kanım dondu okurken. Sahi ölülere olan bu saygımız nereden geliyor, dirisine saygımız yokken? Haksızlığa uğramış bir insanın hakkını ölü...