Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şubat, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Minik Playlist

*
1. All in all by Lifehouse
2. I don't own anything

3.  Sıradaki şarkı küçükken parkta saatlerce salıncak sırası bekleyen ama tam sıra kendisine gelirken annesi tarafından eve çağırılanlara geliyor. TIK

4. Müzikten asla vazgeçme ne olursa olsun. Çünkü ne zaman başın sıkışsa müzik kaçıp sığınabileceğin tek liman olacak.TIK
5. Sadakat beni olası değişimlerimden çoğunlukla alıkoyuyor,sağ duyularımı ise bazen suratımı tokatlarlarken buluyorum. TIK
6.Best I Ever Had


7. Hiç mi eskimez bir şarkı.
Ve bir adam. TIK
*

(7 Parçalık bir liste oluşturdum eğer ki beğenirseniz devamını ekleyeceğim, güzel akşamlarınız olsun. )

2014'ün En İyileri

Film arşivi serisine böyle bir yenilik eklemeye karar verdim. En beğendiğim filmleri tek tek söylemek yerine yıl yıl kategoriye ayırmak daha tertipli olacak gibi geldi. 2014 ile başlayalım. Geri geri gideriz ne dersiniz ??


Gece Vurgunu - Nightcrawler

















Vizyon Tarihi: 28 Kasım 2014 Yapımı : 2014 - ABD Tür : Dram ,   Gerilim ,   Suç Süre: 117 Dak. Yönetmen :  Oyuncular : ,  ,  ,  ,   Senaryo : Dan Gilroy

Bu nasıl filmdi diyerek başlamak istiyorum. Çok etkileyici tüylerim diken diken oldu izlerken. Konusu da oldukça değişik. "Gereksiz uzatılmış" diye yorumlar okudum bana kalırsa yerli yerinde olmuş.



Muhteşem Güzellik - La Grande Bellezza





"Bir kadının bir kadına sırtını dönmesi kadar çabuk"

Eğer ortada tek şemsiye varsa iki kişiden biri mutlaka yağmuru daha çok seviyordur. Yağmur bize ait olmadığı için değerlidir. Ya da şemsiye gerektiğinde elimizin altında olduğu için. Üretmenin veya yok etmenin en köklü sebeplerinden biri kıskançlık. Sanatsal üretimin de temel dayanaklarından biri olduğu inkâr edilemez. Hepsi değil ama. Yalnızca biri. Rakibi olmayan her eylemin körleşmesi,  her ürünün yok olması gibi, yazılmış milyonlarca edebi esere rağmen hâlâ yazılmaya devam edilmesi de iki yönlü bir ispat. Binlerce taklidi olsa da sanat eseri daima özgün kaldıkça kıskançlık sadece benzerlerinin çoğaltılmasını sağlar. Ruhumuzun evrende bıraktığı imza gibi fark edilmemizi sağlayan her eyleme ortak olan her şeyi yok etme veya çoğaltma güdüsü durdurulamaz. Bizim özümüz sözümüz bu: her şeyi var kılarak, çoğaltarak yok ederiz. Bize benzemeyeni benzetinceye kadar yaşatır, benzemeyeni yok ederiz. Bize katılmayanı, bugüne ait olsa da geçmişin mazeretleriyle yok ederiz.  Çünkü içeriden kemire ke…

Sanat

İstanbulda yaşamak bildiğiniz üzere boğucu olabiliyor. Bu durumdan kurtulmak için hangimiz boğaz manzarasına sığınmıyoruz veyahut güzel cafelerin en güzel kahvelerine,çaylarına vs.? İstanbul kıskanç bir sevgili gibi bazen sizi boğabilecek kadar çok sıkıp çileden çıkarsa da güzel yüzünü gösterdiğinde derdiniz, tasanız kalmıyor.
  Peki İstanbul'u ülkemizin diğer şehirlerinden ayıran tek özelliği boğaz manzarası ve kahve dükkanları mı? HAYIR!! Birçok özelliği var fakat bugün ben İstanbul'da yapılacak sana keşiflerinden bahsedeceğim. İlgililerine duyurulur. 
Benim Gözüme çarpan ve gitmek için hala zamanımızın olduğu sergilerden bazılarını paylaşacağım her yolunuz düşerse deneyimlerinizi benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum.



ARTER
İstiklal cad. No:211 Beyoğlu. www.arter.org.tr Salı-Perşembe 11.00-19.00, Cuma-Pazar 12.00-20.00 arasında açık.

Arter'de, 30 Ocak–5 Nisan tarihleri arasında Ali Kazma'nın "zamancı" sergisi yer alıyor. Bedenin zamanla, bilim ve teknolojiyle,…

Merhaba!

Büyük hayallerle dünyaya getirilmiş, dünyanın belki en çok arzulanan varlığı. Adın bile seçilirken büyük titizlikle düşünüldü. Yüzün bir insanın kalbini titretmeye yetti. Varlığın insanları hayatta tuttu. Belki dünyaya gelirken yerleri yerinden oynatmadın ama koskaca bir adamın mutluluktan belki ilk ağlamasını sağladın.


Tamam, sevgili okuyucu işte bu nadide varlık sensin. Tüm bunları sana gerekirse her hafta hatırlatacağım. Hatırlatacağım ki unutup ne kendine ne etrafındakilere nankörlük etme.

Bu dünyaya bir amaç uğrana geldiğinin farkındasın değil mi? Adını koyamıyorsun fakat hissediyorsun. Bir görevin var senin. Belki buldun, belki başardın. Aslında yapılması gerekenler ölüm gerçekleşene kadar bitmeyecek.

Ne oluyor bana?!?


Günün yorgunluğu ve yarının stresini yaşıyorum.
Diyeceksiniz ne stresi arkadaş!! Öyle demeyin!! Haber yazısı yazmam gerekiyor, makaleler yazmam gerekiyor. İş hayatımın ilk fiyaskosunu yaşamak üzereyim.

En iyisi beynimi tv karşısında boşaltayım, biraz aptallaşayım…

Anekdot

* Anlaşılmayı beklemek ne büyük bir umut. * İnsanlar kendilerini dinlemek yerine kendilerini anlatıyorlar sürekli, karşısındaki insanla aynı anda duydukları tariflere inanıp o insan olmak için yaşıyorlar sonra. Ben çok öyleyimdir dedikleri tanımlar her durum karşısında nasıl aynı olabilir ki? Ben hiçbir şeyim. Ben durumdan duruma değişkenim. Doğru olan pi sayısı olmak mı? Ben o problemdeki x olmak istesem?  * Sonradan konuşmaması gereken ne çok şeyi konuşuyoruz. Sonra ben düşünüyorum. O anları sonradan konuşmak için mi yaşıyoruz acaba?  * Bir balonun içindeki hava parçası nereye gideceğini asla bilemez. Ne kadar program yaparsa yapsın…

87th Academy Awards

-87.'si düzenlenen ödül töreninde herkes göz alıcıydı. Ödül törenlerinde ekranlara hem şaşaa hem eğlence yansıyor. Atmosfer o kadar pozitif ki, nasıl olmasın zaten büyük yetenekler ödüllendiriliyor.


  -Özellikle bahsetmek istediğim, övgülere boğmak istediğim bir kişi var Eddie Redmayne.Kendisini ilk olarak My Week with Marilyn filminde izlemiştim. Orada gözler Michelle Williams'ın üzerinde olduğu için belki fazlaca dikkat çekmese de bana kalırsa rolüyle şimdi oluşturduğu başarısının temellerini sağlamlaştırmıştı. Daha sonra beyaz perdede karşımıza çok kez çıktı. Girdiği rollere öyle güzel büründü ki, hiçbirini yadırgamadık. The Theory of Everything filmindeki eşsiz başarısı ise ağızları açık bıraktı. Daha iyi rol yapacak biri daha varsa Stephen Hawking'in kendisidir. En son Jupiter Ascending filminde yine farkını gösterdi. Film izleniyorsa Eddie Redmayne sayesinde izleniyordur.

Eddie Redmayne - En iyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanan oldu.




Ödül töreninde en çok merak edilen …

Derbeder

Bugün yazı yayınlayamayacak kadar yorulduğumu düşünürken National Geographic dergisinde "Denizlerin Devi" başlığını gördüm. 
Buradan da aklıma dünyanın en yalnız balinası geldi. Tekrar içimi bir hüzün kapladı.

Bu balinamızdan bahsedip yalnızlığını uzaktan da olsa paylaşmak istedim. Yalnız balina kendi türlerinden başka bir dilde konuşuyor. Bu yüzden iletişim kuramıyor. Çıkardığı farklı ses diğer balinalar tarafından fark edilemiyor. Normal bir balinanın çıkardığı ses aralığı 15-25 hertz arası değişirken onunki 52 hertz. Hiçbir gruba ya da topluluğa ait değil.Hiçbir zaman da olmayacak. Umutları iyice kırılan yalnız balina daha da acıklı söylüyor şarkısını, söyledikçe de görünmez oluyor. Her yakarışı boşlukta kalıyor. Ah be!! Bu balinaya bir isim koyulacak olsa kesin "Derbeder" konulurdu. Aynı Derbeder Ali gibi. Hani var ya, kesin hatırlarsınız Türkan Şoray ile Ediz Hun başrolde, çingene filmiydi. Ediz Hun'un başına gelmeyen kalmıyordu.Bir benzerlikleri daha var…