Ana içeriğe atla

Konumuz Neydi?


         Ne yapsam nasıl değerlendirsem bu boş sayfayı?
"Ne yaptık tatil de" diyerek neler yaptığımı mı yazsam ? Yoksa "ne olacak bu Türkiye'nin hali" mi desem? Ya da gençlik için üzüldüğümden mi bahsetsem veyahut yaşıtlarımın ne kadar saçmalığından mı bahsetsem üzüntüyle? Karar veremiyorum.

          Son zamanlarda aklım insanlığa empoze edilen yalan haberlere takılıyor. En basit örneği, ikiz kulelere olan saldırının altındaki gerçek ve bizlere gösterilenler. Bunları biliyoruz değil mi? Ya da bilmiyor musunuz? Tam olarak bilmiyoruz, ne oluyor dünya da bilemiyoruz. Bir arkadaşımız çok güzel açıklamış, hala okumayanlar için linkini de veriyorum. -TIK-
Evrenin sahibi kim diye düşünüyorum.  Acaba gerçekten tüm insanlık mı? Yoksa neden gerçekleri saklasınlar. Gerçekleri öğrensek neler olur? Bir şekilde gerçek ortaya çıkınca kim kılını kıpırdatıyor. Ülkemizde olan olaylara ses çıkaranlar azınlıkta kalıyor. Birilerinden korkuyorlar ama halktan değil.

          Bu ipler kimin, kimlerin elinde? Hay ben o ipleri elinde tutana başlarım. Yeter aklımızı ve midemizi bulandırmayın. Herkesi bir şekilde sindiriyorlar, hayır sinmeseler ne olacak o sindiremediğiniz kısım insanlığı kurtaracak mı? Verildi ellerimize oyuncaklar, doğru bilgiye ulaşmamızı da engellediler. Onların izin verdiği kadar gelişip, izin vermediği kadar öğrenmeyeceğiz. Düşünüyorum, bu döngü nasıl kırılabilir diye. Ben kırmayacağım benim gibi milyarlarca insanda kırmayacak. Bizler hayatımızı düzlükte sürdürmeye çalışacağız . Aklımızda sorular ne olacak bu insanlığın hali diyeceğiz.

        Bu konu hakkında kitaplar yazılıyor, kitaplar filmlere çevriliyor. Bayılıyorum izlemeye de okumaya da. Şu Göçebe filmi, hani insanlığın dünya gibi harika bir gezegeni mahvettiği için uzaydan ruhani varlıklar gelip istila ediyordu ya ülkemizi. Biz bunu hak ediyoruz. Ama sonumuz hangi film gibi olabilir biliyor musunuz? Neydi o filmin adı hani başka bir alan oluşturuyorlar dünyadan uzakta , kıdemli insanları alıyorlar ve gerisi dünya da kalıyor. Kıdemliler her türlü teknolojiden yararlanırken dünyadakiler sefil gibi kalıyor. Heh işte susa susa öyle sefil kalacağız bu dünya da. Neydi şu filmin adı ya bulunca şuraya yazacağım - -Elysium : Yeni Cennet-   Buldum o.o

   


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlk çekilişi baş-la-tı-yo-rum..

Şunun sevimliliğini görüyor musunuz? Bu tatlı mı tatlı panda ile birlikte mutlulukla  ilk çekilişimi başlatıyoruzzzz.. . Kaç tane çekilişe katıldım vallahi sayamadım. Hiç birini kazanamadım. Ama çekilişin açıklanacağı anı beklemek ve açıklanan isme bakmak epey heyecanlı oluyor. Kazanamamış olsam bile ben bu heyecanı seviyorum. Sizler için yeni bir heyecan başlatıyorum aslında bu süreçte ben daha çok heyecanlı olucam, biliyorum. Mazur görün. Tekrar belirteyim, anket sonucuna göre seçtim hediyeleri. Katılım için de ayrıca teşekkür ederim herkese. Heranyegane'nin ilk çekilişi!! Bence katılın millet. Heranyegane ismini nasıl bulduğumu da anlatıcam sizlere. Arada böyle sohbet yazıları yazıyorum ya onların arasına sıkıştıracağım. HEDİYELER Görsellerini de bu şekilde eklemiş oldum. Umarım kazanan kişi severek okur ve kitabını okurken mum odasına hoş bir hava katar.  * Ayrıca çekilişime minik bir kozmetik kutusu ekleyeceğim. Herkesin gönlü ol...

ZAYIFLAMANIN EN KOLAY YOLLARI

Biz kızlar hayatımızın belki de %80'inde diyetteyiz öyle değil mi? Aslında diyet yapmadan sadece ufak detaylara dikkat ederek zayıflamak ve zayıf kalmak mümkün  Önce sağlığımız için sonra fazla kilolardan kurtulmak için - fast food'u - minimum a indirmek önemli! o çok sevdiğimiz cipsler, asitli ve çok şekerli içecekler... önce minimuma iniyor. sonra vedalaşıyoruz. 2. kural ise ben su içemiyorum demek yok! bol bol su içeceğiz. Vücudumuzu içeriden de temizlememiz gerekiyor. Su içmek metabolizmamızı da hızlandıracak günde 2-3 litre tüketmemiz gerekiyor. *Suyunuzun içine limon, tarçın, elma katarak içimini kolay hale de getirebilirsiniz. Ayrıca yeşil çay da içerek metabolizma hızınızı arttırabilirsiniz. Gelelim yaptığımız diğer basit bir hataya; hızlı yemek yemek ve çiğnemeden lokmaları yutmak. -Fark etmeden çok hızlı yemek yiyoruz. Onun yerine tatlı tatlı çiğneyerek, yemeğin tadını alarak yemek yersek midemiz mutlu olur ve yediklerimizin sindirimi daha kolay olacağın...

Gerçek buz gibi*

"....Duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi? Bizden yeni ayrılmış dostlarımızı ne kadar severiz, değil mi? Ağızları toprakla dolup hiç konuşmaz olmuş hocalarımıza ne kadar hayranızdır! Saygı o zaman çok doğal olarak gelir, belki de tüm yaşamları boyunca bizden bekledikleri o saygı. Ama biliyor musunuz niçin ölülere karşı hep dürüst ve daha cömertizdir? Nedeni basittir! Onlara karşı bir yükümlülüğümüz yoktur. Özgür bırakır bizi onlar, zamanımızı rahatça kullanabiliriz, saygıyı boş zamanlarımızda kokteylle sevimli bir metres arasına koyabiliriz. Bizi bir şeye yükümlü kılarlarsa, belleğe yükümlü kılar onlar, bizimse belleğimiz zayıftır. dostlarımızda sevdiğimiz, taze ölüdür, acılı ölü, heyecanımız, eninde sonunda kendimizdir! "  Bu satırlarında acımasız gerçeği buz gibi yüzümüze vurmuş Albert CAMUS - Düşüş adlı eserinde. Kanım dondu okurken. Sahi ölülere olan bu saygımız nereden geliyor, dirisine saygımız yokken? Haksızlığa uğramış bir insanın hakkını ölü...