Ana içeriğe atla

Kayıtlar

gerçek etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Gerçek buz gibi*

"....Duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi? Bizden yeni ayrılmış dostlarımızı ne kadar severiz, değil mi? Ağızları toprakla dolup hiç konuşmaz olmuş hocalarımıza ne kadar hayranızdır! Saygı o zaman çok doğal olarak gelir, belki de tüm yaşamları boyunca bizden bekledikleri o saygı. Ama biliyor musunuz niçin ölülere karşı hep dürüst ve daha cömertizdir? Nedeni basittir! Onlara karşı bir yükümlülüğümüz yoktur. Özgür bırakır bizi onlar, zamanımızı rahatça kullanabiliriz, saygıyı boş zamanlarımızda kokteylle sevimli bir metres arasına koyabiliriz. Bizi bir şeye yükümlü kılarlarsa, belleğe yükümlü kılar onlar, bizimse belleğimiz zayıftır. dostlarımızda sevdiğimiz, taze ölüdür, acılı ölü, heyecanımız, eninde sonunda kendimizdir! "  Bu satırlarında acımasız gerçeği buz gibi yüzümüze vurmuş Albert CAMUS - Düşüş adlı eserinde. Kanım dondu okurken. Sahi ölülere olan bu saygımız nereden geliyor, dirisine saygımız yokken? Haksızlığa uğramış bir insanın hakkını ölü...

Konumuz Neydi?

         Ne yapsam nasıl değerlendirsem bu boş sayfayı? "Ne yaptık tatil de"  diyerek neler yaptığımı mı yazsam ? Yoksa " ne olacak bu Türkiye'nin hali" mi desem? Ya da gençlik için üzüldüğümden mi bahsetsem veyahut yaşıtlarımın ne kadar saçmalığından mı bahsetsem üzüntüyle? Karar veremiyorum.           Son zamanlarda aklım insanlığa empoze edilen yalan haberlere takılıyor. En basit örneği, ikiz kulelere olan saldırının altındaki gerçek ve bizlere gösterilenler. Bunları biliyoruz değil mi? Ya da bilmiyor musunuz? Tam olarak bilmiyoruz, ne oluyor dünya da bilemiyoruz. Bir arkadaşımız çok güzel açıklamış, hala okumayanlar için linkini de veriyorum. - TIK - Evrenin sahibi kim diye düşünüyorum.  Acaba gerçekten tüm insanlık mı? Yoksa neden gerçekleri saklasınlar. Gerçekleri öğrensek neler olur? Bir şekilde gerçek ortaya çıkınca kim kılını kıpırdatıyor. Ülkemizde olan olaylara ses çıkaranlar azınlıkta kalıyor. Birilerinden k...

Bugün bi tuzak, yarın çok uzak, dünü hatırlamam Yasak!

Kimseyi tanımamış, hiç kazık yememiş, hiç ağlamamış, hiç üzülmemişsin gibi yeni baştan başlıyor her şey bir anda. Aynı şarkıları dinleyip, aynı karın ağrısını çekip, hiç tanımıyormuş gibi o duyguyu, “Bu da nesi?” diyorsun. 3 çocuğu olduğu için hamile olduğunu şıp diye anlayan kadınlar gibi. Bir filmde görmüştüm. Yüzünde o geri zekalı gülümsemen, tutmayan uykular, uç uca eklenen şarkılar, eklemlerini sızlatan çarpıntı. Hoş geldin. Biraz otur, kahve yapayım.