Ana içeriğe atla

"Bir kadının bir kadına sırtını dönmesi kadar çabuk"



Eğer ortada tek şemsiye varsa iki kişiden biri mutlaka yağmuru daha çok seviyordur.
Yağmur bize ait olmadığı için değerlidir. Ya da şemsiye gerektiğinde elimizin altında olduğu için.
Üretmenin veya yok etmenin en köklü sebeplerinden biri kıskançlık. Sanatsal üretimin de temel dayanaklarından biri olduğu inkâr edilemez. Hepsi değil ama. Yalnızca biri.
Rakibi olmayan her eylemin körleşmesi,  her ürünün yok olması gibi, yazılmış milyonlarca edebi esere rağmen hâlâ yazılmaya devam edilmesi de iki yönlü bir ispat. Binlerce taklidi olsa da sanat eseri daima özgün kaldıkça kıskançlık sadece benzerlerinin çoğaltılmasını sağlar. Ruhumuzun evrende bıraktığı imza gibi fark edilmemizi sağlayan her eyleme ortak olan her şeyi yok etme veya çoğaltma güdüsü durdurulamaz. Bizim özümüz sözümüz bu: her şeyi var kılarak, çoğaltarak yok ederiz. Bize benzemeyeni benzetinceye kadar yaşatır, benzemeyeni yok ederiz.
Bize katılmayanı, bugüne ait olsa da geçmişin mazeretleriyle yok ederiz.  Çünkü içeriden kemire kemire dışarı çıkmayı başarmış tombul bir kurt gibi korkumuz var. Kıskançlığın zehrini bize yudum yudum içiren ev sahibimiz o korku. Gideceğimizi, çürüyeceğimizi, yetmeyeceğimizi, yetinmeyeceğimizi, kokacağımızı, yiteceğimizi, unutulacağımızı bize unutturması için sığındığımız tek karanlık hücre. 
Nefes almayı unutmak için, kıskançlık gerçekten.”
Zeynep Arkan




Yorumlar

  1. Bu yazının altyapısında ciddi bir kuyruk acısı var :(
    Blogunuzu etkinlikte görüp gelmiştim, başarılar dilerim. Takipteyim, ben de beklerim :)
    www.nowacraft.blogspot.com

    YanıtlaSil
  2. Bu açıdan hiç bakmamıştım belki de öyledir, yazan kişi bilir :) Teşekkür ederim, blogunuzu memnuniyetle ziyaret edeceğim :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlk çekilişi baş-la-tı-yo-rum..

Şunun sevimliliğini görüyor musunuz? Bu tatlı mı tatlı panda ile birlikte mutlulukla  ilk çekilişimi başlatıyoruzzzz.. . Kaç tane çekilişe katıldım vallahi sayamadım. Hiç birini kazanamadım. Ama çekilişin açıklanacağı anı beklemek ve açıklanan isme bakmak epey heyecanlı oluyor. Kazanamamış olsam bile ben bu heyecanı seviyorum. Sizler için yeni bir heyecan başlatıyorum aslında bu süreçte ben daha çok heyecanlı olucam, biliyorum. Mazur görün. Tekrar belirteyim, anket sonucuna göre seçtim hediyeleri. Katılım için de ayrıca teşekkür ederim herkese. Heranyegane'nin ilk çekilişi!! Bence katılın millet. Heranyegane ismini nasıl bulduğumu da anlatıcam sizlere. Arada böyle sohbet yazıları yazıyorum ya onların arasına sıkıştıracağım. HEDİYELER Görsellerini de bu şekilde eklemiş oldum. Umarım kazanan kişi severek okur ve kitabını okurken mum odasına hoş bir hava katar.  * Ayrıca çekilişime minik bir kozmetik kutusu ekleyeceğim. Herkesin gönlü ol...

ZAYIFLAMANIN EN KOLAY YOLLARI

Biz kızlar hayatımızın belki de %80'inde diyetteyiz öyle değil mi? Aslında diyet yapmadan sadece ufak detaylara dikkat ederek zayıflamak ve zayıf kalmak mümkün  Önce sağlığımız için sonra fazla kilolardan kurtulmak için - fast food'u - minimum a indirmek önemli! o çok sevdiğimiz cipsler, asitli ve çok şekerli içecekler... önce minimuma iniyor. sonra vedalaşıyoruz. 2. kural ise ben su içemiyorum demek yok! bol bol su içeceğiz. Vücudumuzu içeriden de temizlememiz gerekiyor. Su içmek metabolizmamızı da hızlandıracak günde 2-3 litre tüketmemiz gerekiyor. *Suyunuzun içine limon, tarçın, elma katarak içimini kolay hale de getirebilirsiniz. Ayrıca yeşil çay da içerek metabolizma hızınızı arttırabilirsiniz. Gelelim yaptığımız diğer basit bir hataya; hızlı yemek yemek ve çiğnemeden lokmaları yutmak. -Fark etmeden çok hızlı yemek yiyoruz. Onun yerine tatlı tatlı çiğneyerek, yemeğin tadını alarak yemek yersek midemiz mutlu olur ve yediklerimizin sindirimi daha kolay olacağın...

Gerçek buz gibi*

"....Duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi? Bizden yeni ayrılmış dostlarımızı ne kadar severiz, değil mi? Ağızları toprakla dolup hiç konuşmaz olmuş hocalarımıza ne kadar hayranızdır! Saygı o zaman çok doğal olarak gelir, belki de tüm yaşamları boyunca bizden bekledikleri o saygı. Ama biliyor musunuz niçin ölülere karşı hep dürüst ve daha cömertizdir? Nedeni basittir! Onlara karşı bir yükümlülüğümüz yoktur. Özgür bırakır bizi onlar, zamanımızı rahatça kullanabiliriz, saygıyı boş zamanlarımızda kokteylle sevimli bir metres arasına koyabiliriz. Bizi bir şeye yükümlü kılarlarsa, belleğe yükümlü kılar onlar, bizimse belleğimiz zayıftır. dostlarımızda sevdiğimiz, taze ölüdür, acılı ölü, heyecanımız, eninde sonunda kendimizdir! "  Bu satırlarında acımasız gerçeği buz gibi yüzümüze vurmuş Albert CAMUS - Düşüş adlı eserinde. Kanım dondu okurken. Sahi ölülere olan bu saygımız nereden geliyor, dirisine saygımız yokken? Haksızlığa uğramış bir insanın hakkını ölü...