Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2015 etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bahar Stilleri

Sonunda penceremden güneş ışığı odama dolmaya başladı. Sonunda sert rüzgar yerini ılık bir melteme bıraktı. Ve sonunda bahar geldi. Kazaklar gitti, bluzlar ve ince hırkalar geldi. Dolapta bekleyen elbiseler gün yüzü görecek. Artık bir sweatshirt giyip okula gidebileceğim ne kadar güzel. Tumblrda gözüme çarpan kombinleri sizinle paylaşmaya can atıyorum.Ve artık "ne giysem" sızlanmalarına  son verelim.    Kendi dolabınızdaki parçalarla kolaylıkla oluşturabileceğimiz kombinleri şöyle sıralayayım.   Bu arada günlük kombinlere yer vereceğim. Bahar denildiğinde hep aklımıza renkler geliyor öyle değil mi? Benim bahar rengimde bu gördüğünüz çantanın rengi. Tatlı mı tatlı toz pembe .. -En sevdiğim günlük kombinlerin başında - tshirt hırka kombinleri- geliyor, son zamanlarda buna bele bağlanmış gömlekler dahil oldu. -Bahar aylarında giyebildiğimiz yelekleri de çok seviyorum. Kombinlerinizde kullanmanızda fayd...

Düşündüm de çok muht-elif’im!

Televizyon izlemek ve uyumak şu hayatta yapılabilecek en boş işler! Bence! ( bu kelime hayli kurtarıcı)  Bunları yapmaya ihtiyacımız olmuyor mu? İhtiyaç değil aslında da içimizdeki tembellik yapma isteği diyelim. Açıkçası uzun yoldan geldiğimde beni dinlendiren bir şey varsa o da televizyondur.  Hayatımın ne kadar içerisinde bilemiyorum ama olabildiğince uzağında olsun istiyorum.  Hem artık öğrencilik de bitiyor iş hayatı başlayacak ( derken aklıma doldurmam gereken formlar geldi hemen doldurup yazıma döneceğim -döndüm)   Televizyon izlemek benim neyime? Televizyonu at çöpe. Attık mı? Haberleri internetten takip edelim. Efendime söyleyeyim, magazini twitter ve instagramdan. ( öyle demeyin!! Çok gerekli bir şey -Magazin. Aaa dergiler ne güne duruyor? Bunu da ekleyelim.) Film mi izlemek istiyorsunuz? Dvd alalım. (Dvd neymiş? Artık Blu-ray var ) Para yetiştiremem diyorsanız, aramızda kalsın ama indirebilirsiniz ya da internetten izleyebilirsiniz. Televizyonu hay...

Gerçek buz gibi*

"....Duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi? Bizden yeni ayrılmış dostlarımızı ne kadar severiz, değil mi? Ağızları toprakla dolup hiç konuşmaz olmuş hocalarımıza ne kadar hayranızdır! Saygı o zaman çok doğal olarak gelir, belki de tüm yaşamları boyunca bizden bekledikleri o saygı. Ama biliyor musunuz niçin ölülere karşı hep dürüst ve daha cömertizdir? Nedeni basittir! Onlara karşı bir yükümlülüğümüz yoktur. Özgür bırakır bizi onlar, zamanımızı rahatça kullanabiliriz, saygıyı boş zamanlarımızda kokteylle sevimli bir metres arasına koyabiliriz. Bizi bir şeye yükümlü kılarlarsa, belleğe yükümlü kılar onlar, bizimse belleğimiz zayıftır. dostlarımızda sevdiğimiz, taze ölüdür, acılı ölü, heyecanımız, eninde sonunda kendimizdir! "  Bu satırlarında acımasız gerçeği buz gibi yüzümüze vurmuş Albert CAMUS - Düşüş adlı eserinde. Kanım dondu okurken. Sahi ölülere olan bu saygımız nereden geliyor, dirisine saygımız yokken? Haksızlığa uğramış bir insanın hakkını ölü...

Konumuz Neydi?

         Ne yapsam nasıl değerlendirsem bu boş sayfayı? "Ne yaptık tatil de"  diyerek neler yaptığımı mı yazsam ? Yoksa " ne olacak bu Türkiye'nin hali" mi desem? Ya da gençlik için üzüldüğümden mi bahsetsem veyahut yaşıtlarımın ne kadar saçmalığından mı bahsetsem üzüntüyle? Karar veremiyorum.           Son zamanlarda aklım insanlığa empoze edilen yalan haberlere takılıyor. En basit örneği, ikiz kulelere olan saldırının altındaki gerçek ve bizlere gösterilenler. Bunları biliyoruz değil mi? Ya da bilmiyor musunuz? Tam olarak bilmiyoruz, ne oluyor dünya da bilemiyoruz. Bir arkadaşımız çok güzel açıklamış, hala okumayanlar için linkini de veriyorum. - TIK - Evrenin sahibi kim diye düşünüyorum.  Acaba gerçekten tüm insanlık mı? Yoksa neden gerçekleri saklasınlar. Gerçekleri öğrensek neler olur? Bir şekilde gerçek ortaya çıkınca kim kılını kıpırdatıyor. Ülkemizde olan olaylara ses çıkaranlar azınlıkta kalıyor. Birilerinden k...

Nen Var Kuzum ?

    Ş öyle aniden uyansam, kendimi 70’lerde bir türk filminin içinde bulsam, ama mesela köyden gelmiş ayşecik olmasam, orada sevgilisi elinden alınan uyuz kadın olsam. Ama orada biri bana nen var kuzum dese ve dediği an 2000’lere geri ışınlansam.   Hatta biraz abartıyorum, 80’leri görememiş kuşağı alıp 2000’lere getirsem. Tanıdığım herkese, hepimize durmadan nen var kuzum desinler. Bize kimse nen var kuzum demiyor hep ondan oluyor. Yoksa ben de bilirim kafamı bir yana çevirip de hülyalı hülyalı bakmayı. Yapmıyorum. Her şey olağanmış gibi davranıyorum. Hatta davranmak da değil, her acayip şeyi kanıksayıp devam ediyorum. Yıl oldu 2015 ya. Her şey mübah.  Değil. 

Cidden, ben neredeyim!!! ?

* Anlaşılmayı beklemek ne büyük bir umut. * insanlar kendilerini dinlemek yerine kendilerini anlatıyorlar sürekli, karşısındaki insanla aynı anda duydukları tariflere inanıp o insan olmak için yaşıyorlar sonra. Ben çok öyleyimdir dedikleri tanımlar her durum karşısında nasıl aynı olabilir ki? Ben hiçbir şeyim. Ben durumdan duruma değişkenim. Doğru olan pi sayısı olmak mı? Ben o problemdeki x olmak istesem?  * sonradan konuşmaması gereken ne çok şeyi konuşuyoruz. Sonra ben düşünüyorum. O anları sonradan konuşmak için mi yaşıyoruz acaba?  * bir balonun içindeki hava parçası nereye gideceğini asla bilemez. Ne kadar program yaparsa yapsın… Bir tıkla, bir kuş

Saç Modelleri

Tüm kadınların üzerinde en çok uğraştığı, düşündüğü bir konu varsa oda saçlarıdır. Her zaman söylerim, bir kadının en güzel aksesuarı saçlarıdır. Saçlarınız sizi bakımlı gösterir. Saçlarınız ne kadar cansızsa sizde o kadar cansız gözükürsünüz.  Saçlarınızı boyatmak ise özellikle yanlış tercihler bence kendinize yaptığınız en büyük haksızlık. Bana kalırsa size %100 yakışan renk, doğal saç renginizdir.  Saçlarımızın güzel gözükmesinin ilk adımı tabii ki sağlıklı, canlı olmasıdır. Fakat bu konuyu daha sonralara sakladım. Bugün saçlarımızın modelini doğru seçip seçmediğimize karar verelim. Eğer yaşınız 20 li yaşlara geldiyse atık kendinize yakışan modeli ya da modelleri biliyorsunuzdur. Kendinize yakışmayan saç modelini kullanmamaya dikkat edin. Bu durum sizi olduğunuzdan farklı gösterebilir. Daha büyük bir yüzünüz varmış gibi ya da olduğundan geniş alnınız. Öncelikle yüz tipimizi belirlememiz gerekiyor. Peki yüz şekli nasıl belirlenir?  Yüz şeklini ...

Ne var, Ne yok ?

   Kozmetik takıntımdan, mağazalara pek uğramaz oldum. Varsa yoksa allıklar, rujlar, farlar... Ama koleksiyonumu tamamladığımı ve gözümün doyduğunu hissetmeye başladığımdan beri tekrardan mağazaların yolunu tutmaya başladım.    Ben yokken neler olmuş böyle diyerek bu senenin hitlerine bakındım.  İlk göze çarpanlar ne dersiniz? -Deri detaylar hatta sadece deri parçalar. Deri denildiğinde aklınıza sadece siyah gelmesin, lütfen. Haki yeşili ve bordo renk de deri için harika iki seçenek. -Ve kürkler, kürk detaylı montlar kısa bir süre ortadan kaybolmuş olsa da yine geri döndü. *Şimdiye kadar bahsettiklerim benim dolabımda kendilerine çok fazla yer bulamıyor. Devam edecek olursak; -Tunikler şahane olmamış mı? Deri taytlarla kombinlemek, mat kumaş taytlardan çok daha şık olmuş. En sevindiğim şey ise kısa kazakların yavaş yavaş kaybolması. Çünkü yüksek bel pantolon ve kısa kazak kombinleri çok nadir kızlarımıza yakışıyordu. Evet! Sen,...

Vay Halimize

Son zamanlarda ne çok duydunuz değil mi? Duygusal blokajlar, duygu düğümleri, geçmiş yaşam enerjileri, nefes terapisi vs vs…  En yakınınızdaki kitapçıya girin çok satanlar bölümü varsa ne ala, bir göz atın çok satanlara… Tamamı yenilenme, duyguları dönüştürme ile ilgili kitaplar. İlk onda üç tane roman görebilirseniz ne ala. Evet, bir şeyler oluyor.  Farkedene… Farketmeyenlerde cehaletin getirdiği mutluluk var belki de. Ama farkedenler biraz mutsuz son günlerde.  Bir şeyler oluyor çünkü. İçimizde balon gibi şişen bir mutsuzluk var ve arınmak için format atmak istiyoruz her şeye. *

Bugün bi tuzak, yarın çok uzak, dünü hatırlamam Yasak!

Kimseyi tanımamış, hiç kazık yememiş, hiç ağlamamış, hiç üzülmemişsin gibi yeni baştan başlıyor her şey bir anda. Aynı şarkıları dinleyip, aynı karın ağrısını çekip, hiç tanımıyormuş gibi o duyguyu, “Bu da nesi?” diyorsun. 3 çocuğu olduğu için hamile olduğunu şıp diye anlayan kadınlar gibi. Bir filmde görmüştüm. Yüzünde o geri zekalı gülümsemen, tutmayan uykular, uç uca eklenen şarkılar, eklemlerini sızlatan çarpıntı. Hoş geldin. Biraz otur, kahve yapayım.

Okur Yazar

Türkiye gelişmekte olan bir ülke olmakla birlikte bazı yönlerden de malesef gerileyen bir ülke. Teknoloji ilerledikçe okuma oranı düştü ülkemizde. Etrafımızda ne kadar istemesekte kitap okumayan kitle mevcut. Üstüne üstlük bu kitle okumadığını söyleyip, bunu savunabiliyor. Oldukça üzücü. Kitap okumayı haydi gelin bir kenara koyalım. Peki dergi okuyor muyuz? "Hayır, malesef". Ülkemizde dergi okuma oranı kitap okuma oranından daha düşük.Aksine ülkemizde kaliteli dergiler yayınlanıyor . Neden şans vermiyoruz ? Dergi okumanın tadına varabilecekken bunu neden yapmıyoruz? Bazılarınızın "Dergi mi? İçlerinde reklamdan başka ne var ? " dediğini duyar gibiyim. Evet haklısınız  ama bu yargımızı genellememekte fayda var.  Bana kalırsa herkesin yayınlanması için sabırsızlıkla beklediği bir veya daha fazla dergisi olmalı.  Benim gibi düşünüp hangi dergileri takip edeceğine karar veremeyenler için birkaç öneride bulunmaya karar verdim. Hem kendi takip ettiklerime, he...

Yarım kalan rüyalar kadar

İstemeyerek çıkıyorsun yataktan, rüyaların yarım kalıyor, yani hayat böyle bir şey; herkesin yapması gereken işleri var. Koşması, yetişmesi gereken, mutsuz - uykulu suratlarla binmesi gereken otobüsleri var. Bu sabah mutlu uyanmadım. Annem odama girip çok soğuk dediğinde sanki kar kafama yağmış gibi hissediyordum çoktandır. Yetişmem gereken yerler var, sizin de öyle.  Günaydın. * . bunu dinlesenize,   bir tıkla bir kuş

Kahve Keyfi

   Bu aralar kime sorsak kahve içmeyi seviyor öyle değil mi? Peki kahve keyfini biraz daha yukarılara taşımaya ne dersiniz? Kafelerde , kahve dükkanlarında içtiğimiz kahve keyfini, evimizde yaşamaya ne dersiniz? -Öncelikle evinde kahve makinesi olmayanlar, kahve makinesine ihtiyacı olmayanlar için küçük ipuçları verelim.     - Bu uygulama benim çok küçük yaşlarımda öğrendiğim bir şey. İstediğiniz kadar kahveyi (nescafe, jacobs vs) , esmer şeker (tercihen) bunları fincanımıza koyduktan sonra içerisine bir damla su damlatıyoruz ve başlıyoruz çay kaşığı ile karıştırmaya sonra bir damladan biraz daha fazla su (işte ayarlayın siz onu) köpürüne kadar karıştırıyoruz. Bu işlem 3-5 dk sürüyor. Üstüne sıcak su ve biraz yağsız süt koyduğunuzda cappuccino hazır oluyor. Yine tercihen üzerine tarçın serpebilirsiniz. Kahve ve tarçın gerçekten dayanılmaz oluyor. -Gelelim kahve makinesi olan evlerimiz için minik ipuçlarına.  Öncelikle kullandığımı...