Ana içeriğe atla

Düşündüm de çok muht-elif’im!


Televizyon izlemek ve uyumak şu hayatta yapılabilecek en boş işler! Bence! ( bu kelime hayli kurtarıcı)  Bunları yapmaya ihtiyacımız olmuyor mu? İhtiyaç değil aslında da içimizdeki tembellik yapma isteği diyelim. Açıkçası uzun yoldan geldiğimde beni dinlendiren bir şey varsa o da televizyondur. 
Hayatımın ne kadar içerisinde bilemiyorum ama olabildiğince uzağında olsun istiyorum. 
Hem artık öğrencilik de bitiyor iş hayatı başlayacak (derken aklıma doldurmam gereken formlar geldi hemen doldurup yazıma döneceğim -döndüm)  Televizyon izlemek benim neyime? Televizyonu at çöpe. Attık mı? Haberleri internetten takip edelim. Efendime söyleyeyim, magazini twitter ve instagramdan. ( öyle demeyin!! Çok gerekli bir şey -Magazin. Aaa dergiler ne güne duruyor? Bunu da ekleyelim.) Film mi izlemek istiyorsunuz? Dvd alalım. (Dvd neymiş? Artık Blu-ray var ) Para yetiştiremem diyorsanız, aramızda kalsın ama indirebilirsiniz ya da internetten izleyebilirsiniz. Televizyonu hayatımızdan çıkardık mı? Tamam. 




Şimdi gelelim ikinci sorunumuza.. Uyumak. Benim uyku düzenim falan yok arkadaşlar! Gece 3 oluyor ben hala gözlerim açık odamda bir noktaya bakıyorum. Artık tavana bakmaktan sıkıldım. Sabah olunca da günün yarısını uykuda geçiyor. Günün en güzel öğünü olan kahvaltı da böylelikle kaçıyor. Dersler de başlayınca ciddi ciddi bu işe son vermek için kolları sıvadım. Önce dedim erken yatan erken kalkar falan. Yok yatağa yatmak uyumak değilmiş. Gün içinde yorulayım gece net uyurum dedim. Yok arkadaş! Yoruluyorum diyelim pil hemen bitiyor hemen dinlenme, kestirme ihtiyacı duyuyorum. Eee bu sefer gece yine uyku yok bana.Tabii bu denemelerin sonucunda  gözlerim kıpkırmızı, göz altlarım pert oldu. Annee!! napcam ben ya oooof ama!! -Melisa çayı iç kızım.
Aha!
İşin sırrı (en azından benim bünyem için. Bence!)  yatmadan 1 saat önce melisa çayı içmekmiş. Bir rahat , bir güzel uyudum. Oooh miss. Sabahları da pamuk gibi uyanıyorum. 

*

( Benimle aynı dertlerden muzdarip olan sevgili uykusuzlara, televizyon bağımlılarına selam olsun. 
Ayrıca gelecek yazılardan haberdar olmak için blog sayfama üye olmayı unutmayın!)

Not: muht-elif, çeşitli demektir. Ne biliyim şimdi bilmeyen vardır. Öğrenmek isteyen vardır. Açıklama olsun.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlk çekilişi baş-la-tı-yo-rum..

Şunun sevimliliğini görüyor musunuz? Bu tatlı mı tatlı panda ile birlikte mutlulukla  ilk çekilişimi başlatıyoruzzzz.. . Kaç tane çekilişe katıldım vallahi sayamadım. Hiç birini kazanamadım. Ama çekilişin açıklanacağı anı beklemek ve açıklanan isme bakmak epey heyecanlı oluyor. Kazanamamış olsam bile ben bu heyecanı seviyorum. Sizler için yeni bir heyecan başlatıyorum aslında bu süreçte ben daha çok heyecanlı olucam, biliyorum. Mazur görün. Tekrar belirteyim, anket sonucuna göre seçtim hediyeleri. Katılım için de ayrıca teşekkür ederim herkese. Heranyegane'nin ilk çekilişi!! Bence katılın millet. Heranyegane ismini nasıl bulduğumu da anlatıcam sizlere. Arada böyle sohbet yazıları yazıyorum ya onların arasına sıkıştıracağım. HEDİYELER Görsellerini de bu şekilde eklemiş oldum. Umarım kazanan kişi severek okur ve kitabını okurken mum odasına hoş bir hava katar.  * Ayrıca çekilişime minik bir kozmetik kutusu ekleyeceğim. Herkesin gönlü ol...

ZAYIFLAMANIN EN KOLAY YOLLARI

Biz kızlar hayatımızın belki de %80'inde diyetteyiz öyle değil mi? Aslında diyet yapmadan sadece ufak detaylara dikkat ederek zayıflamak ve zayıf kalmak mümkün  Önce sağlığımız için sonra fazla kilolardan kurtulmak için - fast food'u - minimum a indirmek önemli! o çok sevdiğimiz cipsler, asitli ve çok şekerli içecekler... önce minimuma iniyor. sonra vedalaşıyoruz. 2. kural ise ben su içemiyorum demek yok! bol bol su içeceğiz. Vücudumuzu içeriden de temizlememiz gerekiyor. Su içmek metabolizmamızı da hızlandıracak günde 2-3 litre tüketmemiz gerekiyor. *Suyunuzun içine limon, tarçın, elma katarak içimini kolay hale de getirebilirsiniz. Ayrıca yeşil çay da içerek metabolizma hızınızı arttırabilirsiniz. Gelelim yaptığımız diğer basit bir hataya; hızlı yemek yemek ve çiğnemeden lokmaları yutmak. -Fark etmeden çok hızlı yemek yiyoruz. Onun yerine tatlı tatlı çiğneyerek, yemeğin tadını alarak yemek yersek midemiz mutlu olur ve yediklerimizin sindirimi daha kolay olacağın...

Gerçek buz gibi*

"....Duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi? Bizden yeni ayrılmış dostlarımızı ne kadar severiz, değil mi? Ağızları toprakla dolup hiç konuşmaz olmuş hocalarımıza ne kadar hayranızdır! Saygı o zaman çok doğal olarak gelir, belki de tüm yaşamları boyunca bizden bekledikleri o saygı. Ama biliyor musunuz niçin ölülere karşı hep dürüst ve daha cömertizdir? Nedeni basittir! Onlara karşı bir yükümlülüğümüz yoktur. Özgür bırakır bizi onlar, zamanımızı rahatça kullanabiliriz, saygıyı boş zamanlarımızda kokteylle sevimli bir metres arasına koyabiliriz. Bizi bir şeye yükümlü kılarlarsa, belleğe yükümlü kılar onlar, bizimse belleğimiz zayıftır. dostlarımızda sevdiğimiz, taze ölüdür, acılı ölü, heyecanımız, eninde sonunda kendimizdir! "  Bu satırlarında acımasız gerçeği buz gibi yüzümüze vurmuş Albert CAMUS - Düşüş adlı eserinde. Kanım dondu okurken. Sahi ölülere olan bu saygımız nereden geliyor, dirisine saygımız yokken? Haksızlığa uğramış bir insanın hakkını ölü...