Ana içeriğe atla

Bazen Bazı Bazı

Bazen bazı şeyleri söylemek canavar kadar büyük. Sevimli bir canavar ama söyleyeceklerim güzel, kötü değil asla. Güzel olmasına güzel ama içime batıyor bazıları. Söylesem rahatlarım biliyorum ama yok. Dursun bende, az ağır ama olsun. Düşler düşer bi gün, zaman aşımıyla…

Bugün insanlardan dem vuruyorum. 

İnsanları tanımam için onlarla sadece bir kahvelik zaman geçirmem gerektiğini düşünüyorum. Heh! ama bazı insanları tanımaya ömür yetmez. Tanıdım dersin o değişir, durum değişir, sen değişirsin.. Olur yani bir şeyler, her şey değişir. Tanıyamazsın.

İnsanlar düşünen varlıklar olduğundan kimseyi tek bir sıfatla tanımlayamazsın. Mesela  "saf kız" diyip geçemezsin. Sensin işte o saf derler, gülerler. 

İnsanların doğası gereği egoları vardır. Kimi insanlar egosunu eğitmiştir, kimisi zincirlemiş, kiminin egosu da ipi salınmış köpek gibidir.  

İnsanları bir kenara bırakırsak hayatımın öğrencilik dönemi bitiyor.
Öğrenci olmak sadece ilerideki mesleğine hazırlanmak değil, ileride karşılaşacağın olaylara da hazırlanmak bir yerde. Ben bu kısımdan da mezun oluyorum. İşin teorik kısmı bitti, şimdi uygulama olacak. İş hayatı dediklerinde anlatılanlara illa denk gelmişsinizdir. Kendimi en kötüye hazırlayıp, en iyisini düşündüğüm bi gerçek. Bana kalırsa ben iş hayatımı toz pembe geçiricem yani bundan sonra ki hayatımı. ( Oh!! maşallah bana )



Tahammül edemediğim bir şey varsa o da boş konuşan insan. Konuşmak olsun ona, konuşur. Benim vaktim kıymetli olduğundan belki katlanamıyorum.  Etrafınıza baktığınızda en çok yapılan şeyin aslında konuşmak olduğunu göreceksiniz. Saatlerce konuşuyoruz. Hep konuşuluyor. 

Dedim ya mezun oluyorum. Biz de durmadan daha başlamadığımız işlerimizi konuşuyoruz. Ah kafam ah..


Neden yaradılışım böyle ki. Mesela çalışmasam, hatunum sonuçta babam bakardı bana ya da ne bileyim evlenmeye çok meraklı büyüseydim. Eee bu yaşa da kalmazdım. Evde en fazla neye sinirlenip neden yıpranabilir ki insan. Yaradılışıma küfür etmek istemiyorum ama tencere kafa olmak isterdim şu an!
Sakinim.. sakin.. sakii. saa..


Çalışan insanların da %85 i gergin. Pek bi süzgünler. Şimdi gel de mezun ol!


Böyle şu kalabalık, koşuşturan, işleri halletmeye çalışan, sinirlenen, söylenen, çatık bakan… Herkes “hayat bu mu olm!” diyip elindeki işi bırakıp kalkıp oynamaya başlasa… Çok rahatlamaz mıyız?

Yorumlar

  1. Düşüncelerine çok içten şekilde katılıyorum... Boş konuşanlara tahammülüm yok inan benimde :( yazı çok güzel olmuş ellerine sağlık kuzum

    YanıtlaSil
  2. Öncelikle sizi tebrik ederim...Okumak,çalışmak,çabalamak,bunlar çok güzel...Sevgilerimi gönderiyorum.Huzurlu akşamlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim :) mutlu ettiniz beni, size de iyi akşamlar :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlk çekilişi baş-la-tı-yo-rum..

Şunun sevimliliğini görüyor musunuz? Bu tatlı mı tatlı panda ile birlikte mutlulukla  ilk çekilişimi başlatıyoruzzzz.. . Kaç tane çekilişe katıldım vallahi sayamadım. Hiç birini kazanamadım. Ama çekilişin açıklanacağı anı beklemek ve açıklanan isme bakmak epey heyecanlı oluyor. Kazanamamış olsam bile ben bu heyecanı seviyorum. Sizler için yeni bir heyecan başlatıyorum aslında bu süreçte ben daha çok heyecanlı olucam, biliyorum. Mazur görün. Tekrar belirteyim, anket sonucuna göre seçtim hediyeleri. Katılım için de ayrıca teşekkür ederim herkese. Heranyegane'nin ilk çekilişi!! Bence katılın millet. Heranyegane ismini nasıl bulduğumu da anlatıcam sizlere. Arada böyle sohbet yazıları yazıyorum ya onların arasına sıkıştıracağım. HEDİYELER Görsellerini de bu şekilde eklemiş oldum. Umarım kazanan kişi severek okur ve kitabını okurken mum odasına hoş bir hava katar.  * Ayrıca çekilişime minik bir kozmetik kutusu ekleyeceğim. Herkesin gönlü ol...

ZAYIFLAMANIN EN KOLAY YOLLARI

Biz kızlar hayatımızın belki de %80'inde diyetteyiz öyle değil mi? Aslında diyet yapmadan sadece ufak detaylara dikkat ederek zayıflamak ve zayıf kalmak mümkün  Önce sağlığımız için sonra fazla kilolardan kurtulmak için - fast food'u - minimum a indirmek önemli! o çok sevdiğimiz cipsler, asitli ve çok şekerli içecekler... önce minimuma iniyor. sonra vedalaşıyoruz. 2. kural ise ben su içemiyorum demek yok! bol bol su içeceğiz. Vücudumuzu içeriden de temizlememiz gerekiyor. Su içmek metabolizmamızı da hızlandıracak günde 2-3 litre tüketmemiz gerekiyor. *Suyunuzun içine limon, tarçın, elma katarak içimini kolay hale de getirebilirsiniz. Ayrıca yeşil çay da içerek metabolizma hızınızı arttırabilirsiniz. Gelelim yaptığımız diğer basit bir hataya; hızlı yemek yemek ve çiğnemeden lokmaları yutmak. -Fark etmeden çok hızlı yemek yiyoruz. Onun yerine tatlı tatlı çiğneyerek, yemeğin tadını alarak yemek yersek midemiz mutlu olur ve yediklerimizin sindirimi daha kolay olacağın...

Gerçek buz gibi*

"....Duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi? Bizden yeni ayrılmış dostlarımızı ne kadar severiz, değil mi? Ağızları toprakla dolup hiç konuşmaz olmuş hocalarımıza ne kadar hayranızdır! Saygı o zaman çok doğal olarak gelir, belki de tüm yaşamları boyunca bizden bekledikleri o saygı. Ama biliyor musunuz niçin ölülere karşı hep dürüst ve daha cömertizdir? Nedeni basittir! Onlara karşı bir yükümlülüğümüz yoktur. Özgür bırakır bizi onlar, zamanımızı rahatça kullanabiliriz, saygıyı boş zamanlarımızda kokteylle sevimli bir metres arasına koyabiliriz. Bizi bir şeye yükümlü kılarlarsa, belleğe yükümlü kılar onlar, bizimse belleğimiz zayıftır. dostlarımızda sevdiğimiz, taze ölüdür, acılı ölü, heyecanımız, eninde sonunda kendimizdir! "  Bu satırlarında acımasız gerçeği buz gibi yüzümüze vurmuş Albert CAMUS - Düşüş adlı eserinde. Kanım dondu okurken. Sahi ölülere olan bu saygımız nereden geliyor, dirisine saygımız yokken? Haksızlığa uğramış bir insanın hakkını ölü...