Ana içeriğe atla

Ne diyorduk? -Aşktan bahsediyorduk.


Bazı insanlara aşk yaramıyor. 
Bazıları çok çirkin yaşıyor hissettiklerini. Ne susuyor; ne konuşuyor sanki kusuyor bazıları. Dedim ya, çirkinleşiyor. Sanki kendine beş beden büyük elbise giymiş gibi abes bir hale bürünüyor. Hop oturup hop kalkan yüreğine inat köşede sus pus oturur gibi. Sanki bir başkasına her saniye anlatınca güzel olacakmış gibi. Anlattıkça olan biten anlam kazanacakmış gibi. 

Aşkın da her hali güzel değil. Tanımadığın birine aşık olmak mesela. Gün geçtikçe onu bir parçanmış gibi sahiplenmek. 
Karşılık almaya başladığında hayal kırıklığına uğramak.. Çünkü sen o’na bi’ hayat biçtin, ner’den bilebilirdin ki üzerine uymayacağını? Dar ya da  bol geleceğini… Bize sevgiyle yapılan her şeyin, en mükemmel olduğu öğretilmedi mi? Peki neden uymadı tüm bunlar o’na şimdi? İşte tam burada aşk sarpa sarıp duyguları karıştırıyor.

Ne bileyim dedim ya aşkın her hali güzel değil işte. Herkeste güzel değil aşk.





Düşünüyorum da insanlar bunca bencilken hala aşktan bahsediliyor olması da büyük şans.

Aşktan bahsederken kendimle çelişiyorum. Hem bu duygunun eşsizliğinden bahsetmek istiyorum kendi hislerim doğrultusunda hem de çevremde kendilerini aşık diye nitelendirenlerin aşklarını düşündükçe söyleyeceklerimin gerçeklik payı azalacak diye korkuyorum. 

Bana kalırsa doğru kişiyi beklemekte ve acele etmemekte fayda var. Tabii gelenin doğru kişi olup olmadığını bilemezsiniz.  Bir insanın hayatınıza ne zaman gireceğini de bilemezsiniz, o insanın hayatınızda ne kadar kalacağını da bilemezsiniz. Tek bildiğiniz kalbinizdeki ağırlığı, en sevdiği şarkılar  , ses tonu, sarılmasının sıcaklığı, gözlerindeki parıltı, gülümsemesi ve belki kalbindekiler.



İstediğin kadar ezber yap, istediğin kadar hazırlan. Gördüğün an, bittiğin an. 
Öyle bir his ki, şuurunu kulağından akıtıyor. Hani denizden döner, uzanırsın, tam uyumadan önce kulağına kaçmış deniz suyu akar. Onun gibi şuur akıyor kulağından. 

Aşkı yazamamak.

Aşk hakkında yazabilmek için aşkın kenarında durmak lazım. Kendinden bir adım geri durman lazım ama aşkın dibindeyken ve yukarıya tırmanmak için bir çaba dahi sarf etmezken, değil adım atmak, öylece duruyorsun.Dipte. Kuytuda. 
Sonuçta kelimeler kifayetsiz kalıyor, anlatamıyorsun. Allahtan senden önce birisi daha kifayetsiz kalmış, bilmek iyi geliyor. 
Ve bunları düşünürken, kendi kendine, soğumasın içim diyorsun. Ben yazamayayım ama içim soğumasın. 


*

NOT:Gelecek olan çekilişim için devam eden anketime katılmayı unutmayın(!)
hemen sağ tarafta 
:)










Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Temiz İçerikli Ürünlere Mer'aba (!)

Merhaba sevgili Heranyegane okuyucuları :)

 Bugün sizlere faydalı olacağını düşündüğüm bir konu ile karşınızdayım. Tüm hemcinslerimin derdi ileriki yaşlarda daha iyi görünmek değil mi? İleride bile değil her an hatta şimdi , şu an iyi görünmek!! !!!

" Bu yüzünden de en iyi yatırım cildinize yaptığınız yatırım "  diyorum ben :)

  Özellikle 40'lı yaşlarda cildimizin çok daha iyi görünmesi için şimdiden hem beslenmemize hem kullandığımız ürünlere dikkat etmemiz gerekiyor. Spora vs. hiç girmiyorum bile. Kızlar işimiz çok zor onu biliyoruz di mi? İyi veya sağlıklı olmak hiç kolay değil. Ben şahsen sadece 1 gün boyunca %100 sağlıklı beslenebiliyorum.  Da-ya-na-mı-yo-rum! Neyse bunları geçelim.

  Artık dönem içeriği temiz ürünler kullanma dönemi. Sheido, Clarins, Bobbibrown, Lacome vs. gibi kozmetik firmalarının cilt bakımı ürünlerinden uzak durma vakti. Gelelim temiz içerikli ürün dediğimiz zaman aklımıza gelen ilk sorulara..


Peki diğer markalar kadar etkililer mi? 

Temiz içe…

NİKE & ADİDAS ' ın Kıyasıya Rekabeti

Sonunda buradayım.
Özgür olmayı, sevdiğim şeylere vakit ayırmayı inanılmaz özledim.
Hem de çevremden blog sayfam ile ilgili güzel sözler duydum da geldim.
Bu durum beni çok mutlu ediyor.

Sizler için bahara uygun bir konu seçtim bugün. Geri dönüşüm muhteşem olsun dedim. (Kulaklarımda filmlerdeki kötü karakter kahkahası yankılandı.) Biraz saçmalayabilirim, çünkü vize haftasından yeni çıktım tadını çıkarıyorum. Ayrıca saçmalamayı severim.

Sizce alışveriş merkezine girdiğimde ilk hangi mağazaya uğruyorumdur? -Sephora mı?- Çok fena yanıldınız.

*Foot Locker !! *
- Acaba Nike Air Force geldi mi?
 -HAYIR!! GELMEöÖEÖDDİİÖOÖOİİ!! diyen satıcılarla muhatap oluyorum.
1 aydır derin üzüntüyle çıkıyorum o mağazadan.
Ayrıca sıcak günler için rahatsız bir ayakkabıymış, hava almıyormuş diyerek kendimi kandırdım. (ki gerçekten öyleymiş **.)

Merak edenler için görseli ;


Uzun modeli de var fakat benim tercih değiller. ( Türkçeme alkış istiyorum, bilerek düzeltmedim.)

İşte bu Nike Air Force ayakkabılar yo…

ÇAĞRI BARAN ' A

Uzun zamandır yayınlayabilmek için bir konu bulamamaktan yakınıyordum.

Aklıma bir şey geliyor boş sayfanın karşısına geçiyordum sonra bir şey oluyordu, vazgeçiyordum.

Araştırma yapmaya başlıyordum, sonra yine vazgeçiyordum.

Kısacası iyice kopmuş gitmiştim. Bu sayfaya geri dönmeyecektim.


...

Gel gelelim 25 yıllık hayatımın en büyük acısını yaşıyorum.

O artık aramızda  değil. Bunu kabullensem bile. Bir şeylerin bitmiş olmasını kabul edemiyorum.
Demek istediğim anılar,hisler.. hiç yaşanmamış gibi bitmiş olamaz...
Bunların yok olmasını kabul edemiyorum.

Uzun zamandır konuşmuyor olmamızı kaldıramıyorum.
Eksildim.
Çok özlüyorum..

Keşkelerim çok fazla.


Arkadaşım desem az kalır, yanlış olur biliyorum.
Şöyle ifade edebilirim.

"Yanındayken şımarık bir kız çocuğu olabiliyordum. Aynı sıraları paylaştık . Hocalardan benim yüzümden az mı eksiler aldı. "Çağrı konuşma" dediklerinde "ben değil Özge konuştu" hiç demedi. Birbirimizle hep uğraştık. Eşek göz derdi bana. Ben sinir…