Ana içeriğe atla

Okur Yazar



Türkiye gelişmekte olan bir ülke olmakla birlikte bazı yönlerden de malesef gerileyen bir ülke. Teknoloji ilerledikçe okuma oranı düştü ülkemizde. Etrafımızda ne kadar istemesekte kitap okumayan kitle mevcut. Üstüne üstlük bu kitle okumadığını söyleyip, bunu savunabiliyor. Oldukça üzücü.
Kitap okumayı haydi gelin bir kenara koyalım. Peki dergi okuyor muyuz? "Hayır, malesef". Ülkemizde dergi okuma oranı kitap okuma oranından daha düşük.Aksine ülkemizde kaliteli dergiler yayınlanıyor . Neden şans vermiyoruz ? Dergi okumanın tadına varabilecekken bunu neden yapmıyoruz?
Bazılarınızın "Dergi mi? İçlerinde reklamdan başka ne var ? " dediğini duyar gibiyim. Evet haklısınız  ama bu yargımızı genellememekte fayda var. 
Bana kalırsa herkesin yayınlanması için sabırsızlıkla beklediği bir veya daha fazla dergisi olmalı. 
Benim gibi düşünüp hangi dergileri takip edeceğine karar veremeyenler için birkaç öneride bulunmaya karar verdim. Hem kendi takip ettiklerime, hem yakın çevremden edindiğim fikirlerden baz alarak oluşturacağım yazımı.

*

Ayrıca tüm dergiler hakkında bilgi alabilceğiniz bir site var. Buyurun .

*

ALTYAZI
Film izlemeyi adeta tutku haline getiren ben, bu dergiyi film tutkumu bir basamak daha üst seviyelere taşımak için alıyorum. Özellikle filmler hakkında yazılan yazıları okudukça filmleri hangi bakış açısıyla izleyeceğimi, filmlerin iç dünyasında neler yansıttığını daha iyi anlıyorum. Daha sonra vizyondaki filmlere ışık tutuyor. Hepsini izlemeye tabii ki vakit bulamıyorum. Fakat bu dergi hepsini izlemişim gibi fikre sahip olmamı sağlıyor. Neyse ne diyorum alın bu dergiyi, takip edin ..

SABİTFİKİR

Dergimiz güncel edebiyat dergisi olarak geçiyor.
 Bu dergiyi hakkıyla okumak her yiğidin harcı değil. Bunu çok net söylüyorum. Ama içinde yazanları okuduktan sonra beyninizin verimli bir şekilde dolduğunu hissediyorsunuz. Hatta bence gereksiz bilgileri beyinden siliyor. Bu deneyime var mısınız? Şaka şaka, şaka bir yana en azından DR e falan gittiğinizde içini bir karıştırın derim.

KAFKAOKUR
Nur topu gibi bir edebiyat dergisi daha. İki ayda bir çıkıyor, en iyi şairlerin en güzel şiirlerinin hikayeleri ve şiirlerinden bir kaç parça. Bakalım başka ne vardı içinde. Mesela okuyucuların gönderdiği hikayelerin yayınlandığı bir köşe var.Sonra denemeler, kitap tanıtımları ve incelemeler, öyküler ve dahası. Ayrıca dergi tasarımı ile de hayranlık uyandırıyor. Alın, okuyun. 

PC

Tabii ben bu derginin yakınından bile geçmiyorum. Ama alıp memnun olanları duydum. İlgiliyseniz durmayın. 

NATİONAL GEOGRAPHİC

National geographic, hayvan çeşitliliğini konu eder. Kutup ayısı, orman gorili vardır. Şunu açıkça söyleyebilirim, amerikan bakış açısına sahiptirBu dergiye içinde şahane fotograflar var alıp bakalım diyerekte yaklaşabilirsiniz. 

ATLAS


İnsan çeşitliliğini konu eder. Volga tatarı, arnavut bektaşisi, lübnan dürzisi vardır.
Tarihi ve toplumsal olaylara çok daha objektij bakabilen, çevrecidir. Aslına bakarsanız national geographic dergisinden daha iyidir. Özellikle biçim bakış açımızdan. Fakat sponsor konusunda sıkıntı yaşıyor ve malesef zarar ediyormuş diye duydum.  
Sırf bu yüzden bile destek olabilirsiniz arkadaşlar.

TARİH

Tarihi merak etmeyen var mı ? Peki, yepyeni bilgiler edinmeyi sevmeyen var mı ? Gerçekten çok kaliteli bir dergi. Yukarıda bahsetmiştim ya sabırsızlıkta yayınlanmasını bekleyeceğiniz dergi diye işte bu o dergi. 

TİMEOUT İSTANBUL

İstanbul'un nabzını yoklayan dergi. Nerede ne varmış? Keşfedilmemiş hangi köşe kalmış ? Neresi daha popülermiş ? Yeni sergiler mi açılmış? Konserler ne zamanmış ? Efendime söyleyeyim, tatile nereye gitsem ? Nerede ne yesem? Kahve mi nerede içsem ? 
Bu sorularınızın cevabını veren dergi.

EKONOMİST


Okusak iyi olur dergisi. Alıyorum ama verimli olmuyor. Güncel konularda yazdıkları epey dikkat çekici ve öğretici ama piyasalara, enflasyonlara, faiz oranlarına yok yatırım yok sermaye derken ambale oluyorum. Okulda yeterince bu konular hakkında ders işliyorken okuması beni bunaltıyor. Sonuç olarak ben bunları derslerde, ders kitaplarımda görüyorum. (Cevdet Hocam'a sevgiler, saygılar) Ya siz?


COSMOPOLİTAN

Kimse kimseyi kandırmasın bunlar bildiğimiz dergi sınıfına girmiyor. Magazin dergisi diye geçiyor ama bence sadece magazin + reklam . Bir arkadaşım "Ay! dergi alıcam" dediğinde epey sevinmiştim zamanında ama elinde vogue dergisiyle gelince epey sarsılmış sonra dalga geçmiştim. Şimdilerde insanların beyinlerini boşaltmak, tembellik yapmak istediğinde böyle dergilere sarıldığını anlamış durumdayım. Umarım boşaltıp yerini bu dergide yazanlarla doldurmuyorlardır. Benim tavsiyem madem magazin dergisi okucaksınız cosmopolitan okuyun içinde reklamdan başka şeyler de var **)


Bir de böyle dinleyin ; TIK

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Temiz İçerikli Ürünlere Mer'aba (!)

Merhaba sevgili Heranyegane okuyucuları :)

 Bugün sizlere faydalı olacağını düşündüğüm bir konu ile karşınızdayım. Tüm hemcinslerimin derdi ileriki yaşlarda daha iyi görünmek değil mi? İleride bile değil her an hatta şimdi , şu an iyi görünmek!! !!!

" Bu yüzünden de en iyi yatırım cildinize yaptığınız yatırım "  diyorum ben :)

  Özellikle 40'lı yaşlarda cildimizin çok daha iyi görünmesi için şimdiden hem beslenmemize hem kullandığımız ürünlere dikkat etmemiz gerekiyor. Spora vs. hiç girmiyorum bile. Kızlar işimiz çok zor onu biliyoruz di mi? İyi veya sağlıklı olmak hiç kolay değil. Ben şahsen sadece 1 gün boyunca %100 sağlıklı beslenebiliyorum.  Da-ya-na-mı-yo-rum! Neyse bunları geçelim.

  Artık dönem içeriği temiz ürünler kullanma dönemi. Sheido, Clarins, Bobbibrown, Lacome vs. gibi kozmetik firmalarının cilt bakımı ürünlerinden uzak durma vakti. Gelelim temiz içerikli ürün dediğimiz zaman aklımıza gelen ilk sorulara..


Peki diğer markalar kadar etkililer mi? 

Temiz içe…

NİKE & ADİDAS ' ın Kıyasıya Rekabeti

Sonunda buradayım.
Özgür olmayı, sevdiğim şeylere vakit ayırmayı inanılmaz özledim.
Hem de çevremden blog sayfam ile ilgili güzel sözler duydum da geldim.
Bu durum beni çok mutlu ediyor.

Sizler için bahara uygun bir konu seçtim bugün. Geri dönüşüm muhteşem olsun dedim. (Kulaklarımda filmlerdeki kötü karakter kahkahası yankılandı.) Biraz saçmalayabilirim, çünkü vize haftasından yeni çıktım tadını çıkarıyorum. Ayrıca saçmalamayı severim.

Sizce alışveriş merkezine girdiğimde ilk hangi mağazaya uğruyorumdur? -Sephora mı?- Çok fena yanıldınız.

*Foot Locker !! *
- Acaba Nike Air Force geldi mi?
 -HAYIR!! GELMEöÖEÖDDİİÖOÖOİİ!! diyen satıcılarla muhatap oluyorum.
1 aydır derin üzüntüyle çıkıyorum o mağazadan.
Ayrıca sıcak günler için rahatsız bir ayakkabıymış, hava almıyormuş diyerek kendimi kandırdım. (ki gerçekten öyleymiş **.)

Merak edenler için görseli ;


Uzun modeli de var fakat benim tercih değiller. ( Türkçeme alkış istiyorum, bilerek düzeltmedim.)

İşte bu Nike Air Force ayakkabılar yo…

ÇAĞRI BARAN ' A

Uzun zamandır yayınlayabilmek için bir konu bulamamaktan yakınıyordum.

Aklıma bir şey geliyor boş sayfanın karşısına geçiyordum sonra bir şey oluyordu, vazgeçiyordum.

Araştırma yapmaya başlıyordum, sonra yine vazgeçiyordum.

Kısacası iyice kopmuş gitmiştim. Bu sayfaya geri dönmeyecektim.


...

Gel gelelim 25 yıllık hayatımın en büyük acısını yaşıyorum.

O artık aramızda  değil. Bunu kabullensem bile. Bir şeylerin bitmiş olmasını kabul edemiyorum.
Demek istediğim anılar,hisler.. hiç yaşanmamış gibi bitmiş olamaz...
Bunların yok olmasını kabul edemiyorum.

Uzun zamandır konuşmuyor olmamızı kaldıramıyorum.
Eksildim.
Çok özlüyorum..

Keşkelerim çok fazla.


Arkadaşım desem az kalır, yanlış olur biliyorum.
Şöyle ifade edebilirim.

"Yanındayken şımarık bir kız çocuğu olabiliyordum. Aynı sıraları paylaştık . Hocalardan benim yüzümden az mı eksiler aldı. "Çağrı konuşma" dediklerinde "ben değil Özge konuştu" hiç demedi. Birbirimizle hep uğraştık. Eşek göz derdi bana. Ben sinir…