Ana içeriğe atla

İronik Anekdotlar



-Her şeyin manasız olması ve her detayın çok manalı olmasının arasındaki çizgide yaşıyorum bu sıralar.


-
Kavramlara genişleterek düşünüyorum pek çok şeyi kalbime yük olmasın diye. Çünkü kavramsal olarak düşünmek daha kolay. Komşunun kızından bahseder gibi bahsedebiliyorsun aslında seni etkileyen şeyden. 


-
Gerçi kendisiyle ilgili 3. tekil şahısla konuşan insanlardan falan da nefret ederim. neyse. 


-
Mesela, teoman’ın işbu şarkısını dinliyordum, “kıskançlık, bu zayıflık anında” sözlerine takıldım sonra, hani kıskançlık mı zayıf hissettiriyor, yoksa zaten zayıfken mi vuruyor sol kroşeyi? Acı yok rocky diyecek kadar da tahammülüm yok aslında bu sıralar hiçbir şeye. Her şey sağ yanımdan ağır ağır seyretsin istiyorum
. Ama olmuyor. Bozuksa tamirciyi bekleyeceğine müdahale et diye düşünen, kaloriferi bile tamir eden bir kadın büyüttü beni. Dürtmeden, ittirmeden, konuşmadan, aksiyon almadan yaşayamıyorum.

-Tam karşında duran bir arkadaşın seni hayal kırıklığına uğrattığında 23 yıl olmuş  "hala insanları tanıyamıyorum" diyorsun ya işte bu en kötüsü.

-
Bir de, aklına ilk geleni söylemek,
yapmak var. Bu yaşıma geldim, hala hangisi doğru bilmiyorum. Küt diye o aklından geçeni söylemek mi, beklemek mi? Ben hep ilkini yapıyorum. Bazen bekliyorum. Bekledikçe de suda beklemiş bulgur gibi oluyorum. 
Başa dönüyorum.

 
-
Bazen her şey çok saçma, bazen her şey çok anlamlı. Ama hiçbiri tam değil. 
İnsan bu saatlerde yazdıklarından sorumlu olmamalı bence.

 
-
Neyse.
 
-
Ne diyordum?
 
-
Boş verelim, bırakalım yapsınlar, bırakalım geçsinler.







*

Dinlesenize , bir tikla bir kus

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlk çekilişi baş-la-tı-yo-rum..

Şunun sevimliliğini görüyor musunuz? Bu tatlı mı tatlı panda ile birlikte mutlulukla  ilk çekilişimi başlatıyoruzzzz.. . Kaç tane çekilişe katıldım vallahi sayamadım. Hiç birini kazanamadım. Ama çekilişin açıklanacağı anı beklemek ve açıklanan isme bakmak epey heyecanlı oluyor. Kazanamamış olsam bile ben bu heyecanı seviyorum. Sizler için yeni bir heyecan başlatıyorum aslında bu süreçte ben daha çok heyecanlı olucam, biliyorum. Mazur görün. Tekrar belirteyim, anket sonucuna göre seçtim hediyeleri. Katılım için de ayrıca teşekkür ederim herkese. Heranyegane'nin ilk çekilişi!! Bence katılın millet. Heranyegane ismini nasıl bulduğumu da anlatıcam sizlere. Arada böyle sohbet yazıları yazıyorum ya onların arasına sıkıştıracağım. HEDİYELER Görsellerini de bu şekilde eklemiş oldum. Umarım kazanan kişi severek okur ve kitabını okurken mum odasına hoş bir hava katar.  * Ayrıca çekilişime minik bir kozmetik kutusu ekleyeceğim. Herkesin gönlü ol...

ZAYIFLAMANIN EN KOLAY YOLLARI

Biz kızlar hayatımızın belki de %80'inde diyetteyiz öyle değil mi? Aslında diyet yapmadan sadece ufak detaylara dikkat ederek zayıflamak ve zayıf kalmak mümkün  Önce sağlığımız için sonra fazla kilolardan kurtulmak için - fast food'u - minimum a indirmek önemli! o çok sevdiğimiz cipsler, asitli ve çok şekerli içecekler... önce minimuma iniyor. sonra vedalaşıyoruz. 2. kural ise ben su içemiyorum demek yok! bol bol su içeceğiz. Vücudumuzu içeriden de temizlememiz gerekiyor. Su içmek metabolizmamızı da hızlandıracak günde 2-3 litre tüketmemiz gerekiyor. *Suyunuzun içine limon, tarçın, elma katarak içimini kolay hale de getirebilirsiniz. Ayrıca yeşil çay da içerek metabolizma hızınızı arttırabilirsiniz. Gelelim yaptığımız diğer basit bir hataya; hızlı yemek yemek ve çiğnemeden lokmaları yutmak. -Fark etmeden çok hızlı yemek yiyoruz. Onun yerine tatlı tatlı çiğneyerek, yemeğin tadını alarak yemek yersek midemiz mutlu olur ve yediklerimizin sindirimi daha kolay olacağın...

Gerçek buz gibi*

"....Duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi? Bizden yeni ayrılmış dostlarımızı ne kadar severiz, değil mi? Ağızları toprakla dolup hiç konuşmaz olmuş hocalarımıza ne kadar hayranızdır! Saygı o zaman çok doğal olarak gelir, belki de tüm yaşamları boyunca bizden bekledikleri o saygı. Ama biliyor musunuz niçin ölülere karşı hep dürüst ve daha cömertizdir? Nedeni basittir! Onlara karşı bir yükümlülüğümüz yoktur. Özgür bırakır bizi onlar, zamanımızı rahatça kullanabiliriz, saygıyı boş zamanlarımızda kokteylle sevimli bir metres arasına koyabiliriz. Bizi bir şeye yükümlü kılarlarsa, belleğe yükümlü kılar onlar, bizimse belleğimiz zayıftır. dostlarımızda sevdiğimiz, taze ölüdür, acılı ölü, heyecanımız, eninde sonunda kendimizdir! "  Bu satırlarında acımasız gerçeği buz gibi yüzümüze vurmuş Albert CAMUS - Düşüş adlı eserinde. Kanım dondu okurken. Sahi ölülere olan bu saygımız nereden geliyor, dirisine saygımız yokken? Haksızlığa uğramış bir insanın hakkını ölü...