Ana içeriğe atla

Kayıtlar

kitap etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İlk çekilişi baş-la-tı-yo-rum..

Şunun sevimliliğini görüyor musunuz? Bu tatlı mı tatlı panda ile birlikte mutlulukla  ilk çekilişimi başlatıyoruzzzz.. . Kaç tane çekilişe katıldım vallahi sayamadım. Hiç birini kazanamadım. Ama çekilişin açıklanacağı anı beklemek ve açıklanan isme bakmak epey heyecanlı oluyor. Kazanamamış olsam bile ben bu heyecanı seviyorum. Sizler için yeni bir heyecan başlatıyorum aslında bu süreçte ben daha çok heyecanlı olucam, biliyorum. Mazur görün. Tekrar belirteyim, anket sonucuna göre seçtim hediyeleri. Katılım için de ayrıca teşekkür ederim herkese. Heranyegane'nin ilk çekilişi!! Bence katılın millet. Heranyegane ismini nasıl bulduğumu da anlatıcam sizlere. Arada böyle sohbet yazıları yazıyorum ya onların arasına sıkıştıracağım. HEDİYELER Görsellerini de bu şekilde eklemiş oldum. Umarım kazanan kişi severek okur ve kitabını okurken mum odasına hoş bir hava katar.  * Ayrıca çekilişime minik bir kozmetik kutusu ekleyeceğim. Herkesin gönlü ol...

Vay Halimize

Son zamanlarda ne çok duydunuz değil mi? Duygusal blokajlar, duygu düğümleri, geçmiş yaşam enerjileri, nefes terapisi vs vs…  En yakınınızdaki kitapçıya girin çok satanlar bölümü varsa ne ala, bir göz atın çok satanlara… Tamamı yenilenme, duyguları dönüştürme ile ilgili kitaplar. İlk onda üç tane roman görebilirseniz ne ala. Evet, bir şeyler oluyor.  Farkedene… Farketmeyenlerde cehaletin getirdiği mutluluk var belki de. Ama farkedenler biraz mutsuz son günlerde.  Bir şeyler oluyor çünkü. İçimizde balon gibi şişen bir mutsuzluk var ve arınmak için format atmak istiyoruz her şeye. *

Okur Yazar

Türkiye gelişmekte olan bir ülke olmakla birlikte bazı yönlerden de malesef gerileyen bir ülke. Teknoloji ilerledikçe okuma oranı düştü ülkemizde. Etrafımızda ne kadar istemesekte kitap okumayan kitle mevcut. Üstüne üstlük bu kitle okumadığını söyleyip, bunu savunabiliyor. Oldukça üzücü. Kitap okumayı haydi gelin bir kenara koyalım. Peki dergi okuyor muyuz? "Hayır, malesef". Ülkemizde dergi okuma oranı kitap okuma oranından daha düşük.Aksine ülkemizde kaliteli dergiler yayınlanıyor . Neden şans vermiyoruz ? Dergi okumanın tadına varabilecekken bunu neden yapmıyoruz? Bazılarınızın "Dergi mi? İçlerinde reklamdan başka ne var ? " dediğini duyar gibiyim. Evet haklısınız  ama bu yargımızı genellememekte fayda var.  Bana kalırsa herkesin yayınlanması için sabırsızlıkla beklediği bir veya daha fazla dergisi olmalı.  Benim gibi düşünüp hangi dergileri takip edeceğine karar veremeyenler için birkaç öneride bulunmaya karar verdim. Hem kendi takip ettiklerime, he...

Yarım kalan rüyalar kadar

İstemeyerek çıkıyorsun yataktan, rüyaların yarım kalıyor, yani hayat böyle bir şey; herkesin yapması gereken işleri var. Koşması, yetişmesi gereken, mutsuz - uykulu suratlarla binmesi gereken otobüsleri var. Bu sabah mutlu uyanmadım. Annem odama girip çok soğuk dediğinde sanki kar kafama yağmış gibi hissediyordum çoktandır. Yetişmem gereken yerler var, sizin de öyle.  Günaydın. * . bunu dinlesenize,   bir tıkla bir kuş

Kızıl bir Okyanus gibi

Eğer kapıyı açıp “İçeri buyur” dediğimde içeriye girmek seni korkutacaksa, kendinden emin        bir şekilde atamayacaksan kirişten içeriye ilk adımını kapımı çalma sakın! Oturduğun koltukta aklında başka bir şey yapmanın heyecanı olacaksa, pencereden giren güneş benim gözlerimi kamaştırdığı kadar kamaştırmayacaksa gözlerini, sehpanın üzerine koyduğum kahvenin tadı sana acı gelecek ama sen yine de “Çok güzel olmuş eline sağlık” diyeceksen, duvardaki fotoğraflar sana merak ettirmeyecekse nereden geldiğimi, mutfaktaki garip ses beni tedirgin ettiği kadar etmeyecekse seni tedirgin, yahut önemsemeyeceksen halıya düşen kırıntıları, akşam ne yiyeceğimiz konusu benim umurumda olduğu kadar senin umurunda olmayacaksa, “Neden geldim buraya ”  diye soracaksan kendine ben sana cümleler kurarken ve açıkça söyleyemeyeceksen “Geldim ama beklediğim bu değildi” diye, masanın üzerine serdiğim çiçekli örtünün deseni hatırlatmayacaksa sana çocukluğundaki piknikleri, gü...

Hayat bir zamanlama sorunsalıdır

   Sen 18 yaşındayken sana hayatını değiştirecek kitabı verebilirim. Ama sen gençliğinin hızı ve hevesiyle sayfalarını atlayarak okur, kaçırırsın okuman gereken cümleleri. Sonra 35 yaşına geldiğinde okuduğunda ancak ağır ağır, okuyabilirsin hayatını değiştirecek cümleyi. Sınavlara hazırlanırken mesela asla bilemezsin okuduğun mesleği sevip sevmeyeceğini. 40 yaşında istifa edip, çiftçi olmaya karar verebilirsin o yüzden. O yaşta ancak anlarsın yanlış olduğunu bir şeyin. Kaç yılında yılın hangi ayında, hangi gününde doğduğun, bir yoldan saat kaçta geçtiğin, evden, işten, okuldan kaçta çıktığındadır sorun. Aşk da böyledir. Kiminle karşılaştığın değil, ne zaman karşılaştığın önemlidir. Birbirinizin hayatları kesişir ama hanginiz ipin neresine hangi an geleceksiniz bilinmez. Ki bazen O’nunla karşılaştığında bilirsin bunu. Ama başkası daha önemlidir o anda. Aklına yıllar sonra tekrar düşüp aradığında bu kez onun hayatında başka biri önem taşır. Hayat koluna taktığın saati...

Doğru Yürümeye Var mısınız ?

                                              Bugünün konusu yürümek. Hayır! "her gün günlük yürüyüş yapmak şöyle önemli, böyle önemli" demeyeceğim. "Nasıl yürüyorsunuz ?" diye soracağım sadece. Yürüşümüz bana kalırsa her şeyimiz. Kendimize güvenimiz, tarzımız. Üstümüze giydiğimiz basit bir kazak bile iyi bir duruşla farklı duruyor. Hani derler ya "kıyafetin askısı kendinsin". İşte biz o askı ile ilgileneceğiz bugün.                      Kambur durmaktan nefret ediyorum fakat kendimi o durumda yakaladığım zamanlarda olmuyor değil. Uğurkan Erez'den duyduğum "başından bir iple tavana bağlıymış gibi yürü" sloganını uyguluyorum. Gerçekten işe yarıyor.            Kısacası doğru yürüyerek bile hayatınızın tamamen değişecek olması. "Hadi canım" demeyin. Bunu ben değil uzmanlar söyl...