Ana içeriğe atla

Neredeyim Ben?!?




      Bir şarkı var kulaklarımda çalıp duran özellikle şu kısmını tekrar ediyorum "Where is my mind?" bayılıyorum bu parçaya ba-yı-lı-yo-rum! Buyrun dinleyin...



Bir şeyler ile uğraşmaya başlamadan önce müzik listesi oluştururum kendime. Bu liste genelde 3 parçadan oluşur ama parçalar 3 er kez üst üste sıralanır böylelikle listem 9 parçadan oluşur. İşte bazen sadece bu parçayı 9 kez üst üste dinlerim belki daha fazla . Böyle huylarım var benim. Veyahut aynı parçayı sözsüz dinlerim böyle böyle şeyler.. (sevdim mi tam severim demek istiyorum)


Aklım nerelerde tam kestiremiyorum fakat nerelerdeydim sizlere yazmak için neden bu kadar geç kaldım ??


Hanımefendiler beyefendiler ben mezun oldum...  


Öyle ahım şahım bir mezuniyet olmadı bu ne fakülte birincisiyim ne  bölümde dereceye girdim. 
Eee haliyle "ne kadar emek o kadar ekmek" :) Ama Ama kendimi mutlu etmeye yeten bir ortalama ile mezun oldum ..

Mezun olur olmaz valizimi kaptığım gibi kaçtım buralardan. Ne kadar boğmuş İstanbul beni. 
Gidip memleket havası almam gerekiyormuş rahatlamak için. Sinop ' a hayatım boyunca sadece 1 kez gitmiştim bununla 2 oldu. Ne kadar az öyle değil mi? 


Sinop için neler söyleyebilirim bakalım sizlere. Öncelikle beni şaşırtan havasıydı. Sanki karadeniz bölgesi değil akdeniz bölgesi. Bronzlaşıp geldim :) Özellikle sahillerini, mesire yerlerini görünce inanamadım. Her yer çam ağaçları ile dolu. Ne alaka değil mi?
Peki şu aşağıda gördüğünüz koya ne demeli?


"HAMSİLOS"

İsmi pek olmamış değil mi ? Komik geliyor bana :d

Keşfedilmemiş Cennet Sinop merkezden çok da uzak değil km olarak bilmiyorum ama arabayla 15-20 dk sürüyor.  
Buraya ulaşmadan önce Akliman çıkıyor karşınıza burada oteller, plajlar, mesire alanları bulunuyor. Daha ilerisinde bir burun var balık tutuyor insanlar burada. Deniz dupduru hiç dalga yok. Diyorum ya karadeniz değil sanki. Hamsilos'a girince havanın kokusu bile değişti. Buralarda ne yazıktır ki fotograf çekmemişim. Yalnızca her yerin çam ağaçları ile kaplı olduğunu söylediğimde inanmazlar diye ağaçları çekmişim. Aklım böyle çalışıyor benim :d




Aaaa ama bir dakika az önce bahsettiğim balık tutulan burunu ve akliman mesire yerini uzaktan da olsa fotograflamışım :)




Gördüğünüz gibi dupduru bir deniz.
Haziran ayı olmasına rağmen hala yaz kendini hissetirmediği için buralar epey boş . Ayrıca ramazan ayı olmasıyla beraber iyice bomboş kalmış.


Sinop gez gez bitmiyor. Bitiremedik de zaten. Artık bir dahaki gidişimde gezemediğim yerlere gideceğim. Sinop ilinde 3 tane şelale, 2 tane mağara bulunuyor. Ayrıca 8 adet plaj var. Unutmadan sayamıcak kadar köy var :) Bir sürü ya ilçeler arası dolaşırken kaç köy geçtik sayamadım. Doğal el değmemiş bildiğin köy yani :)

Asıl benim memleketim dediğim Ayancık - Kozsökü'ne diğer yazımda değineceğim. Heyecanla bekleyin ama olur mu? 




Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlk çekilişi baş-la-tı-yo-rum..

Şunun sevimliliğini görüyor musunuz? Bu tatlı mı tatlı panda ile birlikte mutlulukla  ilk çekilişimi başlatıyoruzzzz.. . Kaç tane çekilişe katıldım vallahi sayamadım. Hiç birini kazanamadım. Ama çekilişin açıklanacağı anı beklemek ve açıklanan isme bakmak epey heyecanlı oluyor. Kazanamamış olsam bile ben bu heyecanı seviyorum. Sizler için yeni bir heyecan başlatıyorum aslında bu süreçte ben daha çok heyecanlı olucam, biliyorum. Mazur görün. Tekrar belirteyim, anket sonucuna göre seçtim hediyeleri. Katılım için de ayrıca teşekkür ederim herkese. Heranyegane'nin ilk çekilişi!! Bence katılın millet. Heranyegane ismini nasıl bulduğumu da anlatıcam sizlere. Arada böyle sohbet yazıları yazıyorum ya onların arasına sıkıştıracağım. HEDİYELER Görsellerini de bu şekilde eklemiş oldum. Umarım kazanan kişi severek okur ve kitabını okurken mum odasına hoş bir hava katar.  * Ayrıca çekilişime minik bir kozmetik kutusu ekleyeceğim. Herkesin gönlü ol...

ZAYIFLAMANIN EN KOLAY YOLLARI

Biz kızlar hayatımızın belki de %80'inde diyetteyiz öyle değil mi? Aslında diyet yapmadan sadece ufak detaylara dikkat ederek zayıflamak ve zayıf kalmak mümkün  Önce sağlığımız için sonra fazla kilolardan kurtulmak için - fast food'u - minimum a indirmek önemli! o çok sevdiğimiz cipsler, asitli ve çok şekerli içecekler... önce minimuma iniyor. sonra vedalaşıyoruz. 2. kural ise ben su içemiyorum demek yok! bol bol su içeceğiz. Vücudumuzu içeriden de temizlememiz gerekiyor. Su içmek metabolizmamızı da hızlandıracak günde 2-3 litre tüketmemiz gerekiyor. *Suyunuzun içine limon, tarçın, elma katarak içimini kolay hale de getirebilirsiniz. Ayrıca yeşil çay da içerek metabolizma hızınızı arttırabilirsiniz. Gelelim yaptığımız diğer basit bir hataya; hızlı yemek yemek ve çiğnemeden lokmaları yutmak. -Fark etmeden çok hızlı yemek yiyoruz. Onun yerine tatlı tatlı çiğneyerek, yemeğin tadını alarak yemek yersek midemiz mutlu olur ve yediklerimizin sindirimi daha kolay olacağın...

Gerçek buz gibi*

"....Duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi? Bizden yeni ayrılmış dostlarımızı ne kadar severiz, değil mi? Ağızları toprakla dolup hiç konuşmaz olmuş hocalarımıza ne kadar hayranızdır! Saygı o zaman çok doğal olarak gelir, belki de tüm yaşamları boyunca bizden bekledikleri o saygı. Ama biliyor musunuz niçin ölülere karşı hep dürüst ve daha cömertizdir? Nedeni basittir! Onlara karşı bir yükümlülüğümüz yoktur. Özgür bırakır bizi onlar, zamanımızı rahatça kullanabiliriz, saygıyı boş zamanlarımızda kokteylle sevimli bir metres arasına koyabiliriz. Bizi bir şeye yükümlü kılarlarsa, belleğe yükümlü kılar onlar, bizimse belleğimiz zayıftır. dostlarımızda sevdiğimiz, taze ölüdür, acılı ölü, heyecanımız, eninde sonunda kendimizdir! "  Bu satırlarında acımasız gerçeği buz gibi yüzümüze vurmuş Albert CAMUS - Düşüş adlı eserinde. Kanım dondu okurken. Sahi ölülere olan bu saygımız nereden geliyor, dirisine saygımız yokken? Haksızlığa uğramış bir insanın hakkını ölü...