Ana içeriğe atla

Sıvı halinde olmalıydık belki, huzur bulabilmek için.

Sıvı halinde olmalıydık belki, huzur bulabilmek için.


İnsanın kullandığı aleti edevatı, kolaylığı çözümü hep dara düşünce bulduğu önkabulünden yola çıkarak düşünüyorum. İnsan böyledir, dolabın kapağının ses yapmaması için pet şişeyi duvarla dolap kapağı arasına sıkıştırdığı gibi; içindeki insanlar ses yapmasın diye kendini de birinin evine, kalbine sıkıştırıyor olabilir mesela. Sonra büzüşür şişe gibi insan. Evet, sıvı halinde olmalıydık belki, huzur bulabilmek için. Birinin yanında onun şeklini alabilmek için. Ama insan eti sert, kütleli, hacimli. 




















      
Öylece oturmuş dinlerken karşındakini
tepetaklak olabilirsin
ve yine aynı konuma geldiğinde
bi kere tepetaklak olmuşsundur artık.




-Kulağımı çok fena çınlattı az önce biri. Böyle kopuk kopuk yazmalarım aklımın da kopuk kopuk olmasından bilesiniz. Bir yanım tez savunmasında, bir yanım uygulamalı optimizasyon gibi bela bir derste, bir yanım yöneylem dersinde. Hee bir de yarın ki seçimler...  " OYVER " elin vicdanında oy ver. Beyninle git o sandığa emi çocuğum..

Bu kadar siyaset yeter!!!

Aklım bulanık çok rahatsızım bu aralar. 10 Haziran geldi mi rahatlıcam elbet ama o güne kadar ben ben değilim. Tepe taklak oldum. Bana dua edin. Öpüyorum hepinizi gözlerinizden..







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlk çekilişi baş-la-tı-yo-rum..

Şunun sevimliliğini görüyor musunuz? Bu tatlı mı tatlı panda ile birlikte mutlulukla  ilk çekilişimi başlatıyoruzzzz.. . Kaç tane çekilişe katıldım vallahi sayamadım. Hiç birini kazanamadım. Ama çekilişin açıklanacağı anı beklemek ve açıklanan isme bakmak epey heyecanlı oluyor. Kazanamamış olsam bile ben bu heyecanı seviyorum. Sizler için yeni bir heyecan başlatıyorum aslında bu süreçte ben daha çok heyecanlı olucam, biliyorum. Mazur görün. Tekrar belirteyim, anket sonucuna göre seçtim hediyeleri. Katılım için de ayrıca teşekkür ederim herkese. Heranyegane'nin ilk çekilişi!! Bence katılın millet. Heranyegane ismini nasıl bulduğumu da anlatıcam sizlere. Arada böyle sohbet yazıları yazıyorum ya onların arasına sıkıştıracağım. HEDİYELER Görsellerini de bu şekilde eklemiş oldum. Umarım kazanan kişi severek okur ve kitabını okurken mum odasına hoş bir hava katar.  * Ayrıca çekilişime minik bir kozmetik kutusu ekleyeceğim. Herkesin gönlü ol...

ZAYIFLAMANIN EN KOLAY YOLLARI

Biz kızlar hayatımızın belki de %80'inde diyetteyiz öyle değil mi? Aslında diyet yapmadan sadece ufak detaylara dikkat ederek zayıflamak ve zayıf kalmak mümkün  Önce sağlığımız için sonra fazla kilolardan kurtulmak için - fast food'u - minimum a indirmek önemli! o çok sevdiğimiz cipsler, asitli ve çok şekerli içecekler... önce minimuma iniyor. sonra vedalaşıyoruz. 2. kural ise ben su içemiyorum demek yok! bol bol su içeceğiz. Vücudumuzu içeriden de temizlememiz gerekiyor. Su içmek metabolizmamızı da hızlandıracak günde 2-3 litre tüketmemiz gerekiyor. *Suyunuzun içine limon, tarçın, elma katarak içimini kolay hale de getirebilirsiniz. Ayrıca yeşil çay da içerek metabolizma hızınızı arttırabilirsiniz. Gelelim yaptığımız diğer basit bir hataya; hızlı yemek yemek ve çiğnemeden lokmaları yutmak. -Fark etmeden çok hızlı yemek yiyoruz. Onun yerine tatlı tatlı çiğneyerek, yemeğin tadını alarak yemek yersek midemiz mutlu olur ve yediklerimizin sindirimi daha kolay olacağın...

Gerçek buz gibi*

"....Duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi? Bizden yeni ayrılmış dostlarımızı ne kadar severiz, değil mi? Ağızları toprakla dolup hiç konuşmaz olmuş hocalarımıza ne kadar hayranızdır! Saygı o zaman çok doğal olarak gelir, belki de tüm yaşamları boyunca bizden bekledikleri o saygı. Ama biliyor musunuz niçin ölülere karşı hep dürüst ve daha cömertizdir? Nedeni basittir! Onlara karşı bir yükümlülüğümüz yoktur. Özgür bırakır bizi onlar, zamanımızı rahatça kullanabiliriz, saygıyı boş zamanlarımızda kokteylle sevimli bir metres arasına koyabiliriz. Bizi bir şeye yükümlü kılarlarsa, belleğe yükümlü kılar onlar, bizimse belleğimiz zayıftır. dostlarımızda sevdiğimiz, taze ölüdür, acılı ölü, heyecanımız, eninde sonunda kendimizdir! "  Bu satırlarında acımasız gerçeği buz gibi yüzümüze vurmuş Albert CAMUS - Düşüş adlı eserinde. Kanım dondu okurken. Sahi ölülere olan bu saygımız nereden geliyor, dirisine saygımız yokken? Haksızlığa uğramış bir insanın hakkını ölü...