Ana içeriğe atla

Nerede Kalmıştık ?



Nerede Kalmıştık ?


 Önceki yazımda bahsettiğim Biruni olayını sizlere anlatacağım. Şok şok!!! Gerçekten böyle şeylerle karşılaşacağım aklımın ucuna dahi gelmezdi.  
 Yazımda gerçek düşüncelerimi, hislerimi yumuşatarak aktaracağım. Yoksa bildiğiniz gibi değil çok sert şeyler yazabilirim.  
 Uzatıp dolandırmadan Biruni Üniversitesi'nde yaşadığımız talihsizliği anlatayım. Öncelikle bu VAKIF üniversitesinden bahsedelim. Üniversitenin ne amaçlarla ne umutlarla kurulduğunu bilemiyorum. Fakat kendilerine seçtikleri müdürlerini pek iyi seçemediklerini biliyorum. Üniversitesini ticarethane olarak gören bir müdür, hem de "Profesör" ünvanlı bir müdür.. 

Sağlık Meslek Yüksek Okulu müdürlerinden bahsediyorum. 

Olay Şöyle;

Mezun olacağımı buralarda davul zurna çala çala söyledim. Şimdi de lisansüstü eğitimim için kollarımı sıvadım. Okulları , okulların programlarını, ücretlerini kısacası her şeyini araştırmaya başladım. Bu sırada sevdiğim bir arkadaşım Biruni Üniversitesi'nde yeni açılan -Biyoistatistik programından bahsetti. Bu dalın da bizlere ne kadar yararlı olacağını, istediğimiz bir program olduğuna da karar verince  üniversite hakkında araştırmalara başladık. İnternette "Varını yoğunu verdi üniversite kurdu" başlıklı haberi de okuyunca; umut vaadeden güzel bir üniversiteye benziyor dedik,  Meslek Yüksek Okulu müdürüyle görüşme ayarladık. 

Burada film kesiliyor. Çünkü hiç normal şeyler yaşanmadı. Ne kadar nazik ve kibar olabileceğim bilmiyorum..

Eğitim nerelerde bir okuyun, okuyun da hangi üniversiteyi tercih edeceğinize karar verin.

Odaya girdiğimiz zaman bizimle birlikte aklı başında genç bir öğretmen hanım vardı. İş görüşmesi için gelmiş. Ona yapılan saygısızlığın da altını çizmek isterim. Onunla birlikte bizi de aldı odasına ve o şekilde bir görüşme yaptı. Konuşmaları öğretmen hanıma oldukça saygısız devam etti. 3 ayda İngilizce öğretilebileceğinden bahsetti. Öğretmen hanım kendi fikrini söylediği zaman ise boşver sen o işleri diyor. Bu kısımlarda da şok geçirmiştim. 

Bizlereyse öncelikle mezun olup olmadığımızı sordu. Mezun değiliz dediğimiz de olsun yine de kaydınızı alalım dedi. Bir dakika ne oluyor??

 Öncelikle Üniversitenizi sizden dinlemek istiyoruz . Bunu demez olaydık başladı şu üniversite şöyleee, bu üniversite böyleee. (Marmara, Koç, Sabancı, İstanbul..)
 Bu demek oluyor ki -Biruni Üniversitesi'nde anlatabileceğim hiçbir şey yok, bari diğer üniversiteleri kötüleyeyim-.

 Biruni mi ? -Bir dakika ya zaten gitmemiz bile saçmaymış ama neyse:)

Sonrasında baktı ikna edemeyecek hemen -gelecek planlarımızın önünü kesecek görüşlerinden bahsedip neredeyse onların üniversitesinde eğitim almazsak öleceğimizi (abartıyorum elbette!) anlatmaya başladı.

Bu da mı gol değil ?!?!?!!

Tamam o zaman sevgili öğrenciler siz kimsiniz de bizim üniversitemizi beğenmiyorsunuz taktiğine geçti. İnanılmaz olan kendi maddi olanaklarından bahsetmeye başlaması..
Buradan sonra yazmak istemediğim arkadaşlarımı ve beni incitecek sözler sarf etti.  

Biz bu olanları sadece izliyoruz. Arada mantıklı sorular soruyoruz o kadar. 
Sanmayın ki adamı
kışkırtıyoruz.

Keşke öyle olsa da böyle bir eğitimcinin varlığını inkar edebilsek ama var! ..

Üniversitenizden mezun olmak bize ne yarar sağlayacak diye sorduğumuz da " Benim ismim yeterli 

olacak" diyebilen bir eğitimciden bahsediyoruz.  

Daha sonrasında kendisine Yeditepe Üniversitesi'ni düşündüğümü söylediğim zaman

-DİKKAT-

Yeditepe Üniversitesi'nden teklif almış olduğunu ve kabul etmediğini söyledi. Nedenini sorduğumuz zaman kötü eğitiminden tutun da kötü öğretim görevlilerinden mi bahsetmedi. -Burası aşırı komik- Sonrasında Tıp Fakültesi ile ün yapmış Üniversitenin Tıp fakültesi olmadığını idda etti.

Şaka gibi değil mi?

Kendisine karşı çıkıp başından beri davranışlarından rahatsız olduğumuzu belirttiğimiz de ise;

-Şuna Bakın-

"Bizi denediğini ve sinirlenip sinirlenmeyeceğimizi ölçtüğünü söyledi"

Böyle bir geri dönüşe ne ad verilir bilmiyorum. 

-Aslında biliyorum- Söyleyemeyeceğim.

Öğrendiğim kadarıyla öğrencileri de kişiden şikayetçiymiş.

Devamında kendisine BEY dediğimiz için bizi susturup HOCAM! denir dedi. Bunu konuyu da epeyce...epeyce... uzattı -Neden? Asıl konu pek hoşuna gitmedi. 

Sonrasında "Neden Yeditepe?" diye sordu. Üniversitenin imkanlarından, kalitesinden bahsettik.
Sonrasında "Yrd. Doç" olarak eğitim veren çok sevdiğimiz hocamızın referansı olduğunu söyledik. 

Cevabı..

" Kim o kız ?? Ben hiç duymadım. " 

Hitap şekline inanabiliyor musunuz? -KIZ? Ne oldu "Hocam" kelimesine ?  -NEYSE.

Uzatıp bizimle konuşurken uzun uzun kızıyla günlük sohbetini sonrasında yine aynı şekilde bizi dinlerken telefonda durup durup bir şeyler incelemesini, sürekli siz kimsiniz tavrını uzun uzun anlatmayacağım. Yazım yeterli olup anlatılmak istenen şeyler anlaşılmıştır diye düşünüyorum..

Yok yahu Türkiye eğitim kalitesine ne zaman önem verecek?
Her yerde özel üniversite bitiyor. Ayrıca bu insanlar nereye kadar "Profesör" ünvanı ile dolaşacak.

Gerekli yerlere şikayet mektuplarımızı gönderdik. Geri dönüşleri elbette mükemmel olmayacak. (Kimi kime şikayet ediyoruz)

Malesef..







Yorumlar

  1. biruni gibi zamanının çok ötesinde bir alimin adıyla kurulmuş olması çok vahim.. günümüzde herşeyin etiketten ibaret olduğuna başka bir örnek, bir insanın seviyesi dilinden ve üslubundan kolayca belli olur, size geçmiş olsun..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederiz. Üniversiteye bu ismi verirken ve kurarken ne amaç edindiklerini bilemiyorum fakat böyle kişileri bünyelerinde barındırdıkları sürece ne olacak takip edeceğiz.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Temiz İçerikli Ürünlere Mer'aba (!)

Merhaba sevgili Heranyegane okuyucuları :)

 Bugün sizlere faydalı olacağını düşündüğüm bir konu ile karşınızdayım. Tüm hemcinslerimin derdi ileriki yaşlarda daha iyi görünmek değil mi? İleride bile değil her an hatta şimdi , şu an iyi görünmek!! !!!

" Bu yüzünden de en iyi yatırım cildinize yaptığınız yatırım "  diyorum ben :)

  Özellikle 40'lı yaşlarda cildimizin çok daha iyi görünmesi için şimdiden hem beslenmemize hem kullandığımız ürünlere dikkat etmemiz gerekiyor. Spora vs. hiç girmiyorum bile. Kızlar işimiz çok zor onu biliyoruz di mi? İyi veya sağlıklı olmak hiç kolay değil. Ben şahsen sadece 1 gün boyunca %100 sağlıklı beslenebiliyorum.  Da-ya-na-mı-yo-rum! Neyse bunları geçelim.

  Artık dönem içeriği temiz ürünler kullanma dönemi. Sheido, Clarins, Bobbibrown, Lacome vs. gibi kozmetik firmalarının cilt bakımı ürünlerinden uzak durma vakti. Gelelim temiz içerikli ürün dediğimiz zaman aklımıza gelen ilk sorulara..


Peki diğer markalar kadar etkililer mi? 

Temiz içe…

NİKE & ADİDAS ' ın Kıyasıya Rekabeti

Sonunda buradayım.
Özgür olmayı, sevdiğim şeylere vakit ayırmayı inanılmaz özledim.
Hem de çevremden blog sayfam ile ilgili güzel sözler duydum da geldim.
Bu durum beni çok mutlu ediyor.

Sizler için bahara uygun bir konu seçtim bugün. Geri dönüşüm muhteşem olsun dedim. (Kulaklarımda filmlerdeki kötü karakter kahkahası yankılandı.) Biraz saçmalayabilirim, çünkü vize haftasından yeni çıktım tadını çıkarıyorum. Ayrıca saçmalamayı severim.

Sizce alışveriş merkezine girdiğimde ilk hangi mağazaya uğruyorumdur? -Sephora mı?- Çok fena yanıldınız.

*Foot Locker !! *
- Acaba Nike Air Force geldi mi?
 -HAYIR!! GELMEöÖEÖDDİİÖOÖOİİ!! diyen satıcılarla muhatap oluyorum.
1 aydır derin üzüntüyle çıkıyorum o mağazadan.
Ayrıca sıcak günler için rahatsız bir ayakkabıymış, hava almıyormuş diyerek kendimi kandırdım. (ki gerçekten öyleymiş **.)

Merak edenler için görseli ;


Uzun modeli de var fakat benim tercih değiller. ( Türkçeme alkış istiyorum, bilerek düzeltmedim.)

İşte bu Nike Air Force ayakkabılar yo…

ÇAĞRI BARAN ' A

Uzun zamandır yayınlayabilmek için bir konu bulamamaktan yakınıyordum.

Aklıma bir şey geliyor boş sayfanın karşısına geçiyordum sonra bir şey oluyordu, vazgeçiyordum.

Araştırma yapmaya başlıyordum, sonra yine vazgeçiyordum.

Kısacası iyice kopmuş gitmiştim. Bu sayfaya geri dönmeyecektim.


...

Gel gelelim 25 yıllık hayatımın en büyük acısını yaşıyorum.

O artık aramızda  değil. Bunu kabullensem bile. Bir şeylerin bitmiş olmasını kabul edemiyorum.
Demek istediğim anılar,hisler.. hiç yaşanmamış gibi bitmiş olamaz...
Bunların yok olmasını kabul edemiyorum.

Uzun zamandır konuşmuyor olmamızı kaldıramıyorum.
Eksildim.
Çok özlüyorum..

Keşkelerim çok fazla.


Arkadaşım desem az kalır, yanlış olur biliyorum.
Şöyle ifade edebilirim.

"Yanındayken şımarık bir kız çocuğu olabiliyordum. Aynı sıraları paylaştık . Hocalardan benim yüzümden az mı eksiler aldı. "Çağrı konuşma" dediklerinde "ben değil Özge konuştu" hiç demedi. Birbirimizle hep uğraştık. Eşek göz derdi bana. Ben sinir…