Ana içeriğe atla

Rüya, rüya içindir.































Rüyamda konuşan bir balık gördüm ben. 
En yakın arkadaşımmış meğer, dertleştik uzun süre.
Bir ev tutmuştuk odaları paylaştık. 
O havuzu olan odayı seçti, ben aydınlık olanı. 
Sonra kapıdan kayıp gitti.
Canı acımıştır diye endişelendim. 
“Ben balığım” dedi. “Bana bir şey olmaz ki.” 

Şimdi balık gördüğümde rüyamdaki arkadaşım geliyor, o his güzeldi. 
Ne bileyim samimi. 
Şimdi nerede yazar ki bu işin tasviri. 
Gerek de yok zaten. 
Küçük Kara Balık'tı küçükken de en sevdiğim. 



*
Bazen hep rüyalarda yaşamak istemez miyiz? 
Mesela bir arkadaşım rüyasında gördüğü papatyalarla hayatını geçirmek istiyor.. 
Bunun için tüm yaşamı boyunca uyumaya razı..
Garip bir istek ama bunu isteyebiliyor.

*

Uyandıktan sonra yatakta kalıp en azından 15 dakika rüyamı kafamda döndürüp, görüntüleri düşünmeyi seviyorum. Bu aralar yataktan " geç kaldım! " diyerek kalktığımdan mütevellit mutsuzum. Günüm mutsuz geçmese de o ilk 10 dk isyan ediyorum. " Neden böyle yaratıldık" diyorum. "Uyumadan dinlenen yaratıklar olsaydık da uykudan ayrılmak bu kadar zor olmasıydı" diyorum. Bu sefer de "o çok sevdiğim rüyalarım olmayacaktı" diyorum. Düşüncemden hemen kurtuluyorum. İyi ki uyuyup, rüyasında küçük kara balıklar gören yaratıklarız. 

FISH DOESN’T THINK BECAUSE FISH KNOWS EVEYTHING! -



















Geldiği zaman her şey üstüste gelir ya. Anlayamazsın, kendini koruyamazsın. 
"Negatif düşününce devamı gelir tabi" diyor okuduğum kitaplar. 
Pozitif enerjinin de aklı kıt galiba biraz ona yanaştıkça algılamıyor. İnsan bir an önce çözülsün istiyor. Hele de o insan sabırsızsa, nefret ediyorsa flu anlardan, hep net olsun istiyorsa. 
Tepeden aşağıya yağsın bakalım renkli dertler ben panik yaptıkça içimdeki bilge kişilik oturduğu yerden “izle” diyor. 
“İzle bak, her şey nasıl çözülecek"
Yalnız tepe tepeme akıyorlar ya, başımda bir ağrı var günlerdir.

*


Renkli dertlerin ne diye soracak olursanız;
Mezun oluyorum desem tahmin edebilir misiniz?
Peki ya
Mezun olmaya çalışıyorum desem tahmin edebilir misiniz?
Veya heyecan yüklü renkli dertler diyebiliriz. Bu güzel oldu :)





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlk çekilişi baş-la-tı-yo-rum..

Şunun sevimliliğini görüyor musunuz? Bu tatlı mı tatlı panda ile birlikte mutlulukla  ilk çekilişimi başlatıyoruzzzz.. . Kaç tane çekilişe katıldım vallahi sayamadım. Hiç birini kazanamadım. Ama çekilişin açıklanacağı anı beklemek ve açıklanan isme bakmak epey heyecanlı oluyor. Kazanamamış olsam bile ben bu heyecanı seviyorum. Sizler için yeni bir heyecan başlatıyorum aslında bu süreçte ben daha çok heyecanlı olucam, biliyorum. Mazur görün. Tekrar belirteyim, anket sonucuna göre seçtim hediyeleri. Katılım için de ayrıca teşekkür ederim herkese. Heranyegane'nin ilk çekilişi!! Bence katılın millet. Heranyegane ismini nasıl bulduğumu da anlatıcam sizlere. Arada böyle sohbet yazıları yazıyorum ya onların arasına sıkıştıracağım. HEDİYELER Görsellerini de bu şekilde eklemiş oldum. Umarım kazanan kişi severek okur ve kitabını okurken mum odasına hoş bir hava katar.  * Ayrıca çekilişime minik bir kozmetik kutusu ekleyeceğim. Herkesin gönlü ol...

ZAYIFLAMANIN EN KOLAY YOLLARI

Biz kızlar hayatımızın belki de %80'inde diyetteyiz öyle değil mi? Aslında diyet yapmadan sadece ufak detaylara dikkat ederek zayıflamak ve zayıf kalmak mümkün  Önce sağlığımız için sonra fazla kilolardan kurtulmak için - fast food'u - minimum a indirmek önemli! o çok sevdiğimiz cipsler, asitli ve çok şekerli içecekler... önce minimuma iniyor. sonra vedalaşıyoruz. 2. kural ise ben su içemiyorum demek yok! bol bol su içeceğiz. Vücudumuzu içeriden de temizlememiz gerekiyor. Su içmek metabolizmamızı da hızlandıracak günde 2-3 litre tüketmemiz gerekiyor. *Suyunuzun içine limon, tarçın, elma katarak içimini kolay hale de getirebilirsiniz. Ayrıca yeşil çay da içerek metabolizma hızınızı arttırabilirsiniz. Gelelim yaptığımız diğer basit bir hataya; hızlı yemek yemek ve çiğnemeden lokmaları yutmak. -Fark etmeden çok hızlı yemek yiyoruz. Onun yerine tatlı tatlı çiğneyerek, yemeğin tadını alarak yemek yersek midemiz mutlu olur ve yediklerimizin sindirimi daha kolay olacağın...

Gerçek buz gibi*

"....Duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi? Bizden yeni ayrılmış dostlarımızı ne kadar severiz, değil mi? Ağızları toprakla dolup hiç konuşmaz olmuş hocalarımıza ne kadar hayranızdır! Saygı o zaman çok doğal olarak gelir, belki de tüm yaşamları boyunca bizden bekledikleri o saygı. Ama biliyor musunuz niçin ölülere karşı hep dürüst ve daha cömertizdir? Nedeni basittir! Onlara karşı bir yükümlülüğümüz yoktur. Özgür bırakır bizi onlar, zamanımızı rahatça kullanabiliriz, saygıyı boş zamanlarımızda kokteylle sevimli bir metres arasına koyabiliriz. Bizi bir şeye yükümlü kılarlarsa, belleğe yükümlü kılar onlar, bizimse belleğimiz zayıftır. dostlarımızda sevdiğimiz, taze ölüdür, acılı ölü, heyecanımız, eninde sonunda kendimizdir! "  Bu satırlarında acımasız gerçeği buz gibi yüzümüze vurmuş Albert CAMUS - Düşüş adlı eserinde. Kanım dondu okurken. Sahi ölülere olan bu saygımız nereden geliyor, dirisine saygımız yokken? Haksızlığa uğramış bir insanın hakkını ölü...