Ana içeriğe atla

Unutmak konusunda garantili yazı..



Bazen her şey üst üste gelir, tek istediğiniz ‘durmak’tır. Sadece ‘durmak’. ‘Durmak’ fiilini başarıyla yerine getirmek. Yatağınıza uzanıp durmak… Hepsi bu. Eğer yatağınıza yattığınızda ve duvara yüzünüzü döndüğünüzde, döndüğünüz duvar plastik boya dediğimiz mevhumla boyanmışsa ciltte çıkan siyah noktalara benzeyen bir dolu nokta vardır. Sadece durmak istediğinde o duvara dön. (Kusura bakma, sana ‘sen’ diyorum. Eee, bir samimiyet oldu tabi; yazılar yorumlar filan.) O noktalarla oynanabilecek onlarca oyun arasından kendi oyununu seç. Listede bana uygun en favori oyun ‘nokta birleştirmece’ idi. Di’li geçmiş zaman çünkü o duvarlar kalmadı yattığım hiçbir yatağın döndüğüm hiçbir tarafında. Nokta birleştirmece, ismi gibi işte. O noktaların birleştiğini düşünüp şekiller yaratma oyunu. Öylece saatler geçirebilirim, hiç sıkılmadan. Hatta günler belki de… Öyle rahatlatır ki beni… Öylece durmak ve noktalardan şekiller yapmak, beğenmediğimde kafamdaki süngerle hepsini silip yeniden başlamak. Yeniden başlama fırsatı verilen her şeyi severim… Her şey üst üste gelir, tek istediğiniz de durmaktır… Öylece…


Eğer sivilceye benzeyen onlarca noktacığın olduğu bir duvarın varsa ve nokta birleştirmece oynayıp beyninden geçen tüm kelimeleri, tüm resimleri, tüm uğultuları yok etmekse niyetin, fonda çalması gereken parçalar listesinin sahibi olan iki adam var bu dünya üzerinde. Birinin kemik çerçeveli kocaman gözlükleri, diğerinin de güldüğünde şahane görünen bir gamzesi var. Gitarları, notaları, besteleri ve tınıları kadar güzel sözleri var. Birbirlerini 11 yaşlarından beri tanıyan bu adamlar şu yıl itibarıyla 39 yaşındalar. Yaklaşık 16 yaşlarındayken de Kings of Convenience isimli gruplarını kurmuşlar. Kemik çerçeveli koca gözlükleri olan adamın adı Erlend Øye, diğerinin de Eirik Glambek Bøe; ikisi de Norveçli. İçinde benim pek sevdiğim ve son günlerde pek bir sık dinlediğim The Weight of My Words isimli parçanın bulunduğu ilk albümleri ‘Quiet is the New Loud’. 

Bu grubun bir ‘Homesick’, bir ‘Know How’ şarkıları dinlenmeli mutlak derim ben. ‘The Weight of My Words’ mesela… Tavsiyemde uygulanabilir belki. Eğer unutmak istediğiniz bir şeyler varsa bu hayatta, ‘Unutsam ne iyi olur.’ dediğiniz; şekiller çizin hiç hareket etmeden Kings of Convenience eşliğinde. Unutmak konusunda garanti veremesem bile rahatlamış bir kafatası ve güllaç kıvamında bir beyin garantisi benden size. Ta ki gereği düşünülen diğer unutulası vaka vuku bulana kadar…

*
Blog sayfamda devam eden çekilişe katılıyoruz dimi? 
Hepinizi bekliyorum.
Hepinizi seviyorum.

Yorumlar

  1. Unutmak yalnızsan imkansız.
    Mecbursan çok zor.
    Zaman öldürebileceğin arkadaşların varsa mümkün.
    Ama genel manada hep zor ya.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şöyle bir şey de var ; İnsanız zamanla her şeyi unutabilen varlıklarız, yaradılışımız böyle.
      Unutamasaydık belki yaşamazdık.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Temiz İçerikli Ürünlere Mer'aba (!)

Merhaba sevgili Heranyegane okuyucuları :)

 Bugün sizlere faydalı olacağını düşündüğüm bir konu ile karşınızdayım. Tüm hemcinslerimin derdi ileriki yaşlarda daha iyi görünmek değil mi? İleride bile değil her an hatta şimdi , şu an iyi görünmek!! !!!

" Bu yüzünden de en iyi yatırım cildinize yaptığınız yatırım "  diyorum ben :)

  Özellikle 40'lı yaşlarda cildimizin çok daha iyi görünmesi için şimdiden hem beslenmemize hem kullandığımız ürünlere dikkat etmemiz gerekiyor. Spora vs. hiç girmiyorum bile. Kızlar işimiz çok zor onu biliyoruz di mi? İyi veya sağlıklı olmak hiç kolay değil. Ben şahsen sadece 1 gün boyunca %100 sağlıklı beslenebiliyorum.  Da-ya-na-mı-yo-rum! Neyse bunları geçelim.

  Artık dönem içeriği temiz ürünler kullanma dönemi. Sheido, Clarins, Bobbibrown, Lacome vs. gibi kozmetik firmalarının cilt bakımı ürünlerinden uzak durma vakti. Gelelim temiz içerikli ürün dediğimiz zaman aklımıza gelen ilk sorulara..


Peki diğer markalar kadar etkililer mi? 

Temiz içe…

NİKE & ADİDAS ' ın Kıyasıya Rekabeti

Sonunda buradayım.
Özgür olmayı, sevdiğim şeylere vakit ayırmayı inanılmaz özledim.
Hem de çevremden blog sayfam ile ilgili güzel sözler duydum da geldim.
Bu durum beni çok mutlu ediyor.

Sizler için bahara uygun bir konu seçtim bugün. Geri dönüşüm muhteşem olsun dedim. (Kulaklarımda filmlerdeki kötü karakter kahkahası yankılandı.) Biraz saçmalayabilirim, çünkü vize haftasından yeni çıktım tadını çıkarıyorum. Ayrıca saçmalamayı severim.

Sizce alışveriş merkezine girdiğimde ilk hangi mağazaya uğruyorumdur? -Sephora mı?- Çok fena yanıldınız.

*Foot Locker !! *
- Acaba Nike Air Force geldi mi?
 -HAYIR!! GELMEöÖEÖDDİİÖOÖOİİ!! diyen satıcılarla muhatap oluyorum.
1 aydır derin üzüntüyle çıkıyorum o mağazadan.
Ayrıca sıcak günler için rahatsız bir ayakkabıymış, hava almıyormuş diyerek kendimi kandırdım. (ki gerçekten öyleymiş **.)

Merak edenler için görseli ;


Uzun modeli de var fakat benim tercih değiller. ( Türkçeme alkış istiyorum, bilerek düzeltmedim.)

İşte bu Nike Air Force ayakkabılar yo…

ÇAĞRI BARAN ' A

Uzun zamandır yayınlayabilmek için bir konu bulamamaktan yakınıyordum.

Aklıma bir şey geliyor boş sayfanın karşısına geçiyordum sonra bir şey oluyordu, vazgeçiyordum.

Araştırma yapmaya başlıyordum, sonra yine vazgeçiyordum.

Kısacası iyice kopmuş gitmiştim. Bu sayfaya geri dönmeyecektim.


...

Gel gelelim 25 yıllık hayatımın en büyük acısını yaşıyorum.

O artık aramızda  değil. Bunu kabullensem bile. Bir şeylerin bitmiş olmasını kabul edemiyorum.
Demek istediğim anılar,hisler.. hiç yaşanmamış gibi bitmiş olamaz...
Bunların yok olmasını kabul edemiyorum.

Uzun zamandır konuşmuyor olmamızı kaldıramıyorum.
Eksildim.
Çok özlüyorum..

Keşkelerim çok fazla.


Arkadaşım desem az kalır, yanlış olur biliyorum.
Şöyle ifade edebilirim.

"Yanındayken şımarık bir kız çocuğu olabiliyordum. Aynı sıraları paylaştık . Hocalardan benim yüzümden az mı eksiler aldı. "Çağrı konuşma" dediklerinde "ben değil Özge konuştu" hiç demedi. Birbirimizle hep uğraştık. Eşek göz derdi bana. Ben sinir…