Ana içeriğe atla

SOSYETE PAZARI MI DEDİNİZ?






SOSYETE PAZARI MI DEDİNİZ?


    Bildiğiniz üzere öğrenciliğimin son basamaklarını kat ediyorum. Bitti bitecek derken 12 Mayıs günü bir projeye katılıyorum. Dönem başından beri emek verdiğimiz "Anket Düzenleme" dersimiz için yaptığımız ödevimizi kongre merkezinde değerli hocalarımıza ve arkadaşlarımıza sunacağız.

 Oldukça güzel bir projeye imza attığımızı düşünüyorum. Bu projemizin bir kısmını burada sizinle de paylaşmak istiyorum. Hem bizlere de ön hazırlık olur hem bakalım okunma oranı nasıl olacak . Belki sizler yazımı okuduktan sonra bize yardımcı olmak için eksiklerimizi belirtirsiniz. Bu konu ile ilgili aklınıza gelen her şeyi de benimle paylaşabilirsiniz.

 İstanbul'umuzda yüzlerce semt pazarı var, yüzlerce derken abartmıyorum tam 400 tane pazar bulunmakta bu güzel şehrimizde. Ülkemize bakacak olursak 300 bini aşkın semt pazarı bulunmaktadır.

  Semt pazarlarının alt kesimlere hitap ettiğini düşünenleriniz var biliyorum. Kimine göre pazar bu modern çağın havasını bozuyor ve bu oluşum çoktan ortadan kalkmalıydı. Kimileriyse uygun fiyata bulabildiği sebze, meyve ve tekstil ürünlerinden gayet memnun.Araştırmamıza bakacak olursak; Halk büyük marketler yerine pazardan alışveriş etmeyi tercih ediyor. Bu tercihin nedenleri ise ucuzluk ve bol çeşit..

Çoğunluğunda sebze meyvenin satıldığı azımsanmayacak bir kısmında ise sosyete pazarı diye nam salmış ve 'marka' kıyafetlerin tezgahları süslediği pazarlar, İstanbul'un en önemli alışveriş noktalarını oluşturuyor. Peki pazar emekçileri ve ziyaretçileri, 'semt pazarları' hakkında ne düşünüyor? Neyden şikayetçi ya da ne istiyorlar?


Bakırköy Organik Pazar
PAZARCILAR
Kuru gıda satışı yapan Hatice A. (34)
“ Bu işi yaparken hem biz sağlıklı besleniyoruz hem de insanların sağlıklı beslenmesine yardımcı oluyoruz. Ürünlerimizi sattığımız dükkanımız da var ama daha çok kişiye ulaşmak için bir yandan da pazarcılık yapıyoruz. Pazarlarda ürün seçeneği daha fazla oluyor. Bir de müşterilerle daha yakın bir ilişki kuruluyor. İnsanlar pazarlarda daha fazla vakit harcıyor. Herkes, Avm'ler yerine pazara gelsin pazardan alışveriş yapsın.”
Zerzevatçı Şerife U. (50)
“Ben, Zonguldak'ta yaşıyorum normalde . Haftada iki kere pazar için İstanbul'a geliyorum. Üç yıldır bu işi yapıyorum. Aslında benim kardeşim pazarcıydı. Zonguldak'ta bir günün onun yanına yardıma gittim. Çok hoşuma gitti ve ben de pazarcılık yapmaya başladım. Herkesin pazar havasını tatması gerekir. Pazarların, büyük marketler ve AVM'lerden farkını gelip kendileri görsünler. Pazarcılık kültürü Türkiye'de hiç bir şekilde bitmez. Köylüler sağ olsun, buna izin vermezler.”

MÜŞTERİLER
Ev hanımı Emel T. (29)
“Bütün sebze meyve alışverişimi pazarlardan yapıyorum. Bütün ailem, annem her zaman pazarlardan alışveriş yapmıştır. Böyle bir pazar kültürüyle büyüdüm. Pazar alışveriş diğer seçeneklerine göre daha sıcak ve birebir ortam sunuyor insana. Ürünün nereden geldiğini biliyorsunuz burada. Organik pazarlar çıkmadan önce normal pazarlara seracılıktan ötürü pek güvenim kalmamıştı. Özellikle bebeğim için organik pazarları tercih ediyorum artık. Çünkü ne kadar yemek yiyeceği bebeğimin sorumluluğunda ama ne yiyeceği benim sorumluluğumda.”
Özel sektör çalışanı Osman Ö. (43)
“Elimizden geldiğince mutfak alışverişini organik pazarlardan yapmaya çalışıyoruz. Aradığımız ürünün her çeşidini her türlü fiyat aralılığında pazarlarda bulabiliyoruz. Görerek, koklayarak ve tadarak alışveriş yapıyoruz. Ben market alışverişini sevmem. Alışveriş normalde sıkıcı bir iştir. Ama pazarlarda durum böyle değil. İnsanlarla konuşarak, yavaş yavaş, gezerek alışveriş yapabiliyorsunuz. Pazarcınızla ahbap olabiliyorsunuz. Bu yüzden pazardan alışveriş yapmayı asla kesmem. Ben aldığım domatesin nereden geldiğini biliyorum burada. Hem taze oluyor. Marketlerde dondurulup, size sunulan ürünler gibi olmuyor. Balıkçınız size balık verirken eğer o balık dondurulmuşsa 'Ağabey, buzhane bu hafta alma' der.”
*


İstanbul semt pazarları arasında en popüler olanlar Salı günü kurulan Kadıköy pazarı, Cumartesi günü kurulan Beşiktaş pazarı, Perşembe günü kurulan Ulus pazarı ve Çarşamba günü kurulan Yeşilköy pazarıdır.
*
Peki semt pazarları günümüzde ne durumda ve ne gibi değişikliklere uğradı ?

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın yeni pazar yeri yönetmeliğine göre, artık semt pazarlarında elektronik tartı kullanılması zorunlu olacak. Tüketiciler, satın aldıkları ürünlerin ağırlığını pazar giriş ve çıkışlarına yerleştirilecek elektronik tartılarda kontrol edebilecek. 

Bakanlığın, ''Pazar Yerleri Hakkında Yönetmeliği\'\' Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 
Buna göre, pazar yerleri, imar planında belirlenmiş alanlarda yönetmelikte belirtilen asgari koşulları taşıyacak şekilde belediyeler tarafından kurulacak. Gerçek veya tüzel kişiler tarafından pazar yeri kurulamayacak. 

Kefeli tartı tarihe karışıyor.
Satış yerlerinin tahsisi yapılacak.
Tanıtım levhaları konulacak.

Ürünlere künye verilecek.


*
Kısaca konumuz böyle devam edecek. Tabii yaptığımız anketler ve görüşmeler sonucu oluşturduğumuz rapor sonuçlarımızı da sunacağız. 

Yazımı okuduğunuz için de hepinize teşekkür ederim. 



KAYNAK:  http://www.cumhuriyet.com.tr/ , AA



Yorumlar

  1. Merhaba,
    Blogunuzu takibe aldım bana da beklerim. Sevgilerle....
    www.neclasolen.com

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Temiz İçerikli Ürünlere Mer'aba (!)

Merhaba sevgili Heranyegane okuyucuları :)

 Bugün sizlere faydalı olacağını düşündüğüm bir konu ile karşınızdayım. Tüm hemcinslerimin derdi ileriki yaşlarda daha iyi görünmek değil mi? İleride bile değil her an hatta şimdi , şu an iyi görünmek!! !!!

" Bu yüzünden de en iyi yatırım cildinize yaptığınız yatırım "  diyorum ben :)

  Özellikle 40'lı yaşlarda cildimizin çok daha iyi görünmesi için şimdiden hem beslenmemize hem kullandığımız ürünlere dikkat etmemiz gerekiyor. Spora vs. hiç girmiyorum bile. Kızlar işimiz çok zor onu biliyoruz di mi? İyi veya sağlıklı olmak hiç kolay değil. Ben şahsen sadece 1 gün boyunca %100 sağlıklı beslenebiliyorum.  Da-ya-na-mı-yo-rum! Neyse bunları geçelim.

  Artık dönem içeriği temiz ürünler kullanma dönemi. Sheido, Clarins, Bobbibrown, Lacome vs. gibi kozmetik firmalarının cilt bakımı ürünlerinden uzak durma vakti. Gelelim temiz içerikli ürün dediğimiz zaman aklımıza gelen ilk sorulara..


Peki diğer markalar kadar etkililer mi? 

Temiz içe…

NİKE & ADİDAS ' ın Kıyasıya Rekabeti

Sonunda buradayım.
Özgür olmayı, sevdiğim şeylere vakit ayırmayı inanılmaz özledim.
Hem de çevremden blog sayfam ile ilgili güzel sözler duydum da geldim.
Bu durum beni çok mutlu ediyor.

Sizler için bahara uygun bir konu seçtim bugün. Geri dönüşüm muhteşem olsun dedim. (Kulaklarımda filmlerdeki kötü karakter kahkahası yankılandı.) Biraz saçmalayabilirim, çünkü vize haftasından yeni çıktım tadını çıkarıyorum. Ayrıca saçmalamayı severim.

Sizce alışveriş merkezine girdiğimde ilk hangi mağazaya uğruyorumdur? -Sephora mı?- Çok fena yanıldınız.

*Foot Locker !! *
- Acaba Nike Air Force geldi mi?
 -HAYIR!! GELMEöÖEÖDDİİÖOÖOİİ!! diyen satıcılarla muhatap oluyorum.
1 aydır derin üzüntüyle çıkıyorum o mağazadan.
Ayrıca sıcak günler için rahatsız bir ayakkabıymış, hava almıyormuş diyerek kendimi kandırdım. (ki gerçekten öyleymiş **.)

Merak edenler için görseli ;


Uzun modeli de var fakat benim tercih değiller. ( Türkçeme alkış istiyorum, bilerek düzeltmedim.)

İşte bu Nike Air Force ayakkabılar yo…

ÇAĞRI BARAN ' A

Uzun zamandır yayınlayabilmek için bir konu bulamamaktan yakınıyordum.

Aklıma bir şey geliyor boş sayfanın karşısına geçiyordum sonra bir şey oluyordu, vazgeçiyordum.

Araştırma yapmaya başlıyordum, sonra yine vazgeçiyordum.

Kısacası iyice kopmuş gitmiştim. Bu sayfaya geri dönmeyecektim.


...

Gel gelelim 25 yıllık hayatımın en büyük acısını yaşıyorum.

O artık aramızda  değil. Bunu kabullensem bile. Bir şeylerin bitmiş olmasını kabul edemiyorum.
Demek istediğim anılar,hisler.. hiç yaşanmamış gibi bitmiş olamaz...
Bunların yok olmasını kabul edemiyorum.

Uzun zamandır konuşmuyor olmamızı kaldıramıyorum.
Eksildim.
Çok özlüyorum..

Keşkelerim çok fazla.


Arkadaşım desem az kalır, yanlış olur biliyorum.
Şöyle ifade edebilirim.

"Yanındayken şımarık bir kız çocuğu olabiliyordum. Aynı sıraları paylaştık . Hocalardan benim yüzümden az mı eksiler aldı. "Çağrı konuşma" dediklerinde "ben değil Özge konuştu" hiç demedi. Birbirimizle hep uğraştık. Eşek göz derdi bana. Ben sinir…