Ana içeriğe atla

Biraz Sohbet





Artık planlı programlı bir blogger olma zamanı gelmiş. Böyle giderse iflas bayrağını çekeceğim. Yazacak konu üretememeye başladım. 

Yeni bir başlık eklemeyi düşünüyorum . ASTROLOJİ ne dersiniz? Çalışmalara hemen başlamam gerekiyor. 

*

Bu arada bildiğiniz üzere çekiliş için yaptığım anket bitti. Sonuç olarak "kitap(roman) ve mum" hediyesi seçildi.

Sizlere bir adet Haruki Murakami kitabı hediye etmek istiyorum ve bir adet Sabahattin Ali. Çok değerli yazarlar. Yanı sıra mum seçimimde oldukça kolay oldu . Bath&body Works  markasının Farmstand Apple kavanoz mumu . Çok güzel kokuyor böyle tatlı tatlı elma ..

Çekilişi yarın başlatacağım. Bakalım Şanslı takipçim kim olacak çok merak ediyorum.

*
Bu günlerde derslerime yoğunlaşmam gerekiyor. Son sınıf öğrencisi olduğumdan mıdır, yoksa huyum mu böyle bilinmez. Hiç ders çalışmak istemiyorum. Oldukça da zor derslerim var bu dönem. Hıı bir de tez yazıcam. Sıkıntı üstüne sıkıntı aslında ama halledilecek bir şekilde. 

Bunları düşünmemek adına kocaman kurabiyeler yaptım. Biraz suffle gibi o yüzden çikolatalı ıslak kurabiye diyebiliriz. 
Tarifini de youtube da kanalı olan Ilgın Özgan vesilesi ile öğrendim.
Siz de yapmak isterseniz -Tıklayın.

*

Sohbet etmekte ne kadar güzel oluyormuş arkadaşlar. 
Gittigidiyor olayı hala çözülmedi(rezaleti bilmiyorsanız okumak için -TIK) ürünü satıcıya gönderdim. Fakat kendisi hala siteden onaylamadı. Onayladığı an param iade edilecek. Gelişmeleri yine bildireceğim.

*

İnternet alışverişi demişken bir site var duydunuz mu bilmiyorum. Modacruz.com daha önce aldığınız fakat kullanmadığınız ürünlerinizi buradan satabiliyorsunuz. Bence yararlı bir site olmuş benimde burada minik bir dolabım var . Ulaşmak için -TIK
*
Benim için asıl önemli konuya gelirsem, -Taşınıyoruz.. Evet İstanbul'un göbeğine doğru gidiyoruz. Ulaşım epey rahat olacak. 
Taşınmanın en güzel yanı ne biliyor musunuz? Yeni eve uygun olarak alınacak yeni eşyalar. 
Listemi çoktan oluşturdum. 

Gidiyoruz yani buralardan. Gitmek demişken. 
Bir yerlerden, birinden gitmek ne kadar zor öyle değil mi? Sırf bu yüzden sizi yıpratan hatta süründüren olayları veyahut kişileri bırakıp gidemiyorsunuz..


*

Gitsen de ola ki bir gün, aklın kalacaksa geride bıraktıklarında
alman gereken yol somut değil soyut olmalı
içten içe gitmelisin
kendi içinde ilerlemelisin
ya da geriye doğru
geriye geriye gidip
zamanında düğüm atarak sağlamlaştırdığın bağları gevşetip
sonra bakmalısın yoluna
o bağlar o kadar sıkıyken
sıkıysa
git!

*
Biraz romantikleştikten sonra yazımı sonladırabilirim . 
Hala beni takip etmiyorsanız takip etmeyi ve bana yazmayı hiç ama hiç unutmayın olur mu?
Sağlıcakla kalın..





Yorumlar

  1. Madem aklına yazacak bi şey gelmiyo ben önereyim bi tane. 'az bilinen güzel şarkılar' diye bi şey yazabilirsin. Hozier, Lisa Mitchel gibi arkadaşları senin sayende öğrenmiştim. Bu konuda baya iyi gibisin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa öyle mi gerçekten sevindim :) Teşekkür ederim fikir için böyle fikirlere ihtiyacım var :) Bir kenara yazdım.

      Sil
  2. Günlük yaz Özge ya. Günlük yaptıklarını yazsan hiçbir zaman konu sıkıntısı çekmezsin. Gün içerisinde mutlaka garip bir şeyler yaşanıyor çünkü. :) Severek de okuruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şöyle bir düşününce vallahi mantıklı :) Zaten insanlar böyle şeyleri epey merak ederek okuyor dikkatimi çekmişti. Bunu yapacağım. Teşekkürler :):)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlk çekilişi baş-la-tı-yo-rum..

Şunun sevimliliğini görüyor musunuz? Bu tatlı mı tatlı panda ile birlikte mutlulukla  ilk çekilişimi başlatıyoruzzzz.. . Kaç tane çekilişe katıldım vallahi sayamadım. Hiç birini kazanamadım. Ama çekilişin açıklanacağı anı beklemek ve açıklanan isme bakmak epey heyecanlı oluyor. Kazanamamış olsam bile ben bu heyecanı seviyorum. Sizler için yeni bir heyecan başlatıyorum aslında bu süreçte ben daha çok heyecanlı olucam, biliyorum. Mazur görün. Tekrar belirteyim, anket sonucuna göre seçtim hediyeleri. Katılım için de ayrıca teşekkür ederim herkese. Heranyegane'nin ilk çekilişi!! Bence katılın millet. Heranyegane ismini nasıl bulduğumu da anlatıcam sizlere. Arada böyle sohbet yazıları yazıyorum ya onların arasına sıkıştıracağım. HEDİYELER Görsellerini de bu şekilde eklemiş oldum. Umarım kazanan kişi severek okur ve kitabını okurken mum odasına hoş bir hava katar.  * Ayrıca çekilişime minik bir kozmetik kutusu ekleyeceğim. Herkesin gönlü ol...

ZAYIFLAMANIN EN KOLAY YOLLARI

Biz kızlar hayatımızın belki de %80'inde diyetteyiz öyle değil mi? Aslında diyet yapmadan sadece ufak detaylara dikkat ederek zayıflamak ve zayıf kalmak mümkün  Önce sağlığımız için sonra fazla kilolardan kurtulmak için - fast food'u - minimum a indirmek önemli! o çok sevdiğimiz cipsler, asitli ve çok şekerli içecekler... önce minimuma iniyor. sonra vedalaşıyoruz. 2. kural ise ben su içemiyorum demek yok! bol bol su içeceğiz. Vücudumuzu içeriden de temizlememiz gerekiyor. Su içmek metabolizmamızı da hızlandıracak günde 2-3 litre tüketmemiz gerekiyor. *Suyunuzun içine limon, tarçın, elma katarak içimini kolay hale de getirebilirsiniz. Ayrıca yeşil çay da içerek metabolizma hızınızı arttırabilirsiniz. Gelelim yaptığımız diğer basit bir hataya; hızlı yemek yemek ve çiğnemeden lokmaları yutmak. -Fark etmeden çok hızlı yemek yiyoruz. Onun yerine tatlı tatlı çiğneyerek, yemeğin tadını alarak yemek yersek midemiz mutlu olur ve yediklerimizin sindirimi daha kolay olacağın...

Gerçek buz gibi*

"....Duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi? Bizden yeni ayrılmış dostlarımızı ne kadar severiz, değil mi? Ağızları toprakla dolup hiç konuşmaz olmuş hocalarımıza ne kadar hayranızdır! Saygı o zaman çok doğal olarak gelir, belki de tüm yaşamları boyunca bizden bekledikleri o saygı. Ama biliyor musunuz niçin ölülere karşı hep dürüst ve daha cömertizdir? Nedeni basittir! Onlara karşı bir yükümlülüğümüz yoktur. Özgür bırakır bizi onlar, zamanımızı rahatça kullanabiliriz, saygıyı boş zamanlarımızda kokteylle sevimli bir metres arasına koyabiliriz. Bizi bir şeye yükümlü kılarlarsa, belleğe yükümlü kılar onlar, bizimse belleğimiz zayıftır. dostlarımızda sevdiğimiz, taze ölüdür, acılı ölü, heyecanımız, eninde sonunda kendimizdir! "  Bu satırlarında acımasız gerçeği buz gibi yüzümüze vurmuş Albert CAMUS - Düşüş adlı eserinde. Kanım dondu okurken. Sahi ölülere olan bu saygımız nereden geliyor, dirisine saygımız yokken? Haksızlığa uğramış bir insanın hakkını ölü...