Ana içeriğe atla

Ne yapsam bilemedim.



Kendimi bölsem, her biri de farklı bir konuda uzmanlaşsa. Çünkü bazen her şeyi yapabilirmişim gibi geliyor. 
Zaman olsa tabi.
Biri gitse dinlense sadece
biri o bugün başlayan işi halletse
biri blog yazılarını yazsa
biri yeni konu bulsa 
biri o kafamda dönüp duran masala yoğunlaşsa
biri kitap  okusa, film izlese ve müzik dinlese
biri ee kusura bakmasın da ev işleri
biri arkadaşlarımla buluşsa tek tek ve ihmal etmeden 
biri birikmiş her şeyi her bilgiyi toparlasa
biri unutmak istediğim şeyleri unutsa
biri unutulmak üzere yenilerini yaşasa
biri sadece annemin, biri sadece babamın, biri de kardeşimi dinlese ve sorun çözse
biri derslerin başından kalkmasa
biri yürüse sadece 
biri tatil yapsa 
biri hayal kursa
biri yemek yapsa, deneye deneye öğrense
biri spor yapsa kilo verse
biri bakım işlerine verse kendini, saçtır, tırnaktır mühim bunlar
ben tek başıma nasıl altından kalkayım bunların!

Yorumlar

  1. Ahh keşke mümkün olsa bu :) bloğunu çok sevdim, takiptesin canm :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim bende sizin blog sayfanızı severek takip ediyorum :):)

      Sil
    2. Sevmene çok memnun oldum :)

      Sil
  2. Selam Özge, yazını okurken kendimi gördüm sanki. Sanırım kadınların en büyük derdi de bu. Çok iş, çok sorumluluk :/ Benden sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam :) evet aynen öyle ki benim için bu sorumluluklar daha da artacak allah hepimizin yardımcısı olsun :) yorumunuz için teşekkürler, iyi geceler :)

      Sil
  3. Bu duygu bir süre sonra insanı yorar gibi geliyor :)
    Bu arada blogunu çok sevdim sevgiler...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlk çekilişi baş-la-tı-yo-rum..

Şunun sevimliliğini görüyor musunuz? Bu tatlı mı tatlı panda ile birlikte mutlulukla  ilk çekilişimi başlatıyoruzzzz.. . Kaç tane çekilişe katıldım vallahi sayamadım. Hiç birini kazanamadım. Ama çekilişin açıklanacağı anı beklemek ve açıklanan isme bakmak epey heyecanlı oluyor. Kazanamamış olsam bile ben bu heyecanı seviyorum. Sizler için yeni bir heyecan başlatıyorum aslında bu süreçte ben daha çok heyecanlı olucam, biliyorum. Mazur görün. Tekrar belirteyim, anket sonucuna göre seçtim hediyeleri. Katılım için de ayrıca teşekkür ederim herkese. Heranyegane'nin ilk çekilişi!! Bence katılın millet. Heranyegane ismini nasıl bulduğumu da anlatıcam sizlere. Arada böyle sohbet yazıları yazıyorum ya onların arasına sıkıştıracağım. HEDİYELER Görsellerini de bu şekilde eklemiş oldum. Umarım kazanan kişi severek okur ve kitabını okurken mum odasına hoş bir hava katar.  * Ayrıca çekilişime minik bir kozmetik kutusu ekleyeceğim. Herkesin gönlü ol...

ZAYIFLAMANIN EN KOLAY YOLLARI

Biz kızlar hayatımızın belki de %80'inde diyetteyiz öyle değil mi? Aslında diyet yapmadan sadece ufak detaylara dikkat ederek zayıflamak ve zayıf kalmak mümkün  Önce sağlığımız için sonra fazla kilolardan kurtulmak için - fast food'u - minimum a indirmek önemli! o çok sevdiğimiz cipsler, asitli ve çok şekerli içecekler... önce minimuma iniyor. sonra vedalaşıyoruz. 2. kural ise ben su içemiyorum demek yok! bol bol su içeceğiz. Vücudumuzu içeriden de temizlememiz gerekiyor. Su içmek metabolizmamızı da hızlandıracak günde 2-3 litre tüketmemiz gerekiyor. *Suyunuzun içine limon, tarçın, elma katarak içimini kolay hale de getirebilirsiniz. Ayrıca yeşil çay da içerek metabolizma hızınızı arttırabilirsiniz. Gelelim yaptığımız diğer basit bir hataya; hızlı yemek yemek ve çiğnemeden lokmaları yutmak. -Fark etmeden çok hızlı yemek yiyoruz. Onun yerine tatlı tatlı çiğneyerek, yemeğin tadını alarak yemek yersek midemiz mutlu olur ve yediklerimizin sindirimi daha kolay olacağın...

Gerçek buz gibi*

"....Duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi? Bizden yeni ayrılmış dostlarımızı ne kadar severiz, değil mi? Ağızları toprakla dolup hiç konuşmaz olmuş hocalarımıza ne kadar hayranızdır! Saygı o zaman çok doğal olarak gelir, belki de tüm yaşamları boyunca bizden bekledikleri o saygı. Ama biliyor musunuz niçin ölülere karşı hep dürüst ve daha cömertizdir? Nedeni basittir! Onlara karşı bir yükümlülüğümüz yoktur. Özgür bırakır bizi onlar, zamanımızı rahatça kullanabiliriz, saygıyı boş zamanlarımızda kokteylle sevimli bir metres arasına koyabiliriz. Bizi bir şeye yükümlü kılarlarsa, belleğe yükümlü kılar onlar, bizimse belleğimiz zayıftır. dostlarımızda sevdiğimiz, taze ölüdür, acılı ölü, heyecanımız, eninde sonunda kendimizdir! "  Bu satırlarında acımasız gerçeği buz gibi yüzümüze vurmuş Albert CAMUS - Düşüş adlı eserinde. Kanım dondu okurken. Sahi ölülere olan bu saygımız nereden geliyor, dirisine saygımız yokken? Haksızlığa uğramış bir insanın hakkını ölü...